Turan Kurucusu Özgür Bayraktar ile Fintechtime Haziran sayısı için gerçekleştirdiğimiz röportaj yayında.
“Finansal teknolojiler ekosisteminde sınır ötesi para transferini Türk Devletleri odağında yeniden kurgulayan Turan, Türkiye ile kardeş coğrafyalar arasındaki finansal akışı dijital, hızlı ve güvenli bir zemine taşıyor. Kurucu Özgür Bayraktar’ın vizyoner liderliğinde, diaspora ekonomisinin görünmeyen ihtiyaçlarına çözüm üreten girişim, para transferini günlük yaşamın parçası olan kapsamlı bir finansal deneyime dönüştürüyor. Fintechtime okurları için bir araya geldiğimiz Özgür Bayraktar ile Turan’ın kuruluş motivasyonunu, Moka United ile başlayan yeni dönemi, Türk Dünyası için inşa edilen dijital finans köprüsünü ve ortak dijital ekonomi vizyonunu konuştuk. Sektörün genç ama iddialı oyuncularından birinin perspektifiyle, fintek dünyasında bölgesel etki yaratmanın kodlarını mercek altına aldık.”
Türkiye merkezli fintech girişimleri genellikle yönünü Avrupa’ya veya iç pazardaki rekabete dönerken, Turan en başından itibaren doğrudan “Türk Devletleri’ni finansal olarak birleştirme” vizyonuyla hayata geçti. Sizi ilk günden itibaren bu spesifik coğrafyada bir köprü kurmaya iten temel pazar gerçeği neydi?

Avrupa pazarı, şüphesiz birçok girişim için prestijli bir vitrin. Ancak bizim aradığımız şey bir vitrin değil, devasa ve kalıcı bir ‘etki alanı’ yaratmaktı. Türk Devletleri; 170 milyonu aşan dinamik nüfusu, her geçen gün entegre olan ekonomileri ve artan ticaret hacmiyle muazzam bir potansiyel barındırıyor. Fakat bu büyük potansiyelin tam ortasında çok net bir pazar gerçeği yatıyordu: Bu coğrafyadaki insanların ve kurumların birbirlerine para gönderme yöntemleri inanılmaz derecede hantal, maliyetli ve çağın gerisindeydi.
Biz bu tabloya baktığımızda sadece bir finansal boşluk değil, stratejik bir sorumluluk gördük. Herkesin Batı’daki doygun pazarlardan küçük bir pay kapmak için sıraya girdiği bir ekosistemde, biz kendi medeniyet coğrafyamızın dijital finansal omurgasını inşa etmek üzere yola çıktık. Turan’ın doğuşu, var olan bir pazardan pay kapma çabası değil; ihmal edilmiş devasa bir potansiyeli uçtan uca dijitalleştirme iradesinin ta kendisidir.
Sınır ötesi para transferi, hem işlem maliyetleri hem de operasyonel hız açısından geleneksel bankacılığın en zorlandığı alanların başında geliyor. Turan, ülkeler ve koridorlar arasındaki bu finansal sürtünmeyi teknolojik altyapısıyla nasıl en aza indiriyor?
Sınır ötesi transferlerde yıllardır süregelen asıl büyük handikap sadece bankacılık sistemlerinin hantallığı değil; bu sürecin tamamen fiziksel mekanlara ve mesai saatlerine mahkum edilmiş olmasıydı. Yıllarca bu coğrafyanın insanı, anavatanındaki ailesine destek gönderebilmek için işinden izin almak, belirli para transfer noktalarına kadar gitmek, uzun kuyruklarda beklemek ve fiziki nakit işlemleriyle uğraşmak zorunda kaldı. Bu sadece bir finansal zorluk değil, aynı zamanda ciddi bir hayat yorgunluğuydu.
Turan olarak bizim yarattığımız en büyük değer; o yorucu para transfer şubesini doğrudan soydaşlarımızın cebine indirmektir. Bölgedeki güçlü finansal otoritelerle kurduğumuz stratejik entegrasyonlar sayesinde, o fiziksel eziyeti %100 dijital, hızlı ve güvenli bir köprüye dönüştürdük. Artık bir kullanıcımız ‘şube nerede, saat kaç oldu, sıra var mı?’ diye düşünmüyor. Oturduğu yerden, saniyeler içinde, hiçbir sürpriz kesintiyle karşılaşmadan memleketine para gönderebiliyor. Biz o devasa fiziksel ve bürokratik yükü, tek bir tuşun rahatlığına ve pürüzsüz bir dijital deneyime dönüştürdük.
Türkiye, özellikle Türk Devletleri’nden gelen çok büyük bir öğrenci, profesyonel ve göçmen nüfusuna ev sahipliği yapıyor. Turan, Türkiye’de yaşayan bu kitlenin finansal ekosisteme entegrasyonu ve kendi memleketleriyle kurdukları ekonomik bağ noktasında pazardaki hangi temel boşluğu dolduruyor?
Türkiye’de yaşayan soydaşlarımızın yıllarca en büyük ve en görünmez problemlerinden biri finansal sisteme erişim oldu. Buraya okumaya gelen bir genç veya çalışmaya gelen bir profesyonel, geleneksel bankacılık sisteminde basit bir hesap açarken dahi inanılmaz bürokratik engellerle karşılaşıyordu. Dahası, memleketteki ailelerine destek olmak veya oradan destek almak; yüksek komisyonlar, aracı kurumlar ve uzun bekleme süreleri yüzünden tam bir çileye dönüşüyordu.
Biz Turan ile tam olarak bu kanayan yaraya neşter vurduk. Türkiye’deki soydaşlarımıza saniyeler içinde bir Turan hesabı açma kolaylığı sunmakla kalmıyor; onlara markette, restoranda veya e-ticaret alışverişlerinde tıpkı yerel bir vatandaş gibi özgürce harcama yapabilecekleri fiziksel Turan kartlarımızı da sağlıyoruz. Yani olayı sadece bir ‘para gönderme’ aracı olmaktan çıkarıp, günlük hayatın her anına dokunan tam kapsamlı bir finansal deneyime dönüştürdük. Memleketlerindeki sevdikleriyle aralarındaki o finansal köprüyü anında kurmalarını sağlarken, Turan’ın yarattığı asıl değer; anavatanımızda yaşayan soydaşlarımızın finansal ekosistemde kendilerini ‘yabancı’ veya ‘sistemin dışında’ hissetmelerinin önüne geçmek ve onları ekonominin tam merkezine entegre etmektir.
Uluslararası para transferinde kullanıcıların en çok hassasiyet gösterdiği konu işlem şeffaflığı ve uçtan uca güvenlik. Turan platformunda anlık veri akışını sağlarken, kullanıcı nezdindeki bu “kesin güven” algısını inşa etmek için nasıl bir teknolojik bariyer sunuyorsunuz?

Finansal teknolojilerde ‘güven’ kelimesi çoğu zaman süslü bir pazarlama argümanı veya salt bir yazılım şifrelemesi olarak anlatılır; oysa uluslararası para transferinde güvenin tek bir sarsılmaz karşılığı vardır: Tavizsiz regülasyon uyumu ve arkanızdaki kurumsal güç. Kullanıcılarımız sınır ötesine sadece dijital rakamları değil, dişinden tırnağından artırdığı alın terini ve sevdiklerine olan desteğini gönderiyor. Bu yüzden o ‘kesin güven’ algısını sadece kodlarımızla değil, doğrudan devletin finansal otoritelerinin denetimiyle inşa ediyoruz.
Turan sisteminde yola çıkan her bir kuruş, en başından beri Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) regülasyonlarının ve en üst düzey uyumluluk standartlarının güvencesi altındadır. Bizim en aşılmaz bariyerimiz; regülasyonları bir zorluk değil, sistemimizin en temel güvenlik zırhı olarak konumlandırmamızdır. Üstelik, OYAK ve İş Bankası iştiraki olan Moka United’ın ana hissedarımız konumuna gelmesiyle birlikte, bu güven duvarını çok daha devasa bir seviyeye taşıdık. Kullanıcımızın ekranda saniyeler içinde gördüğü o pürüzsüz hızın arkasında; Merkez Bankası standartlarında denetlenen, Moka United’ın o köklü kurumsal kaslarıyla desteklenen ve parayı her türlü riskten izole eden muazzam bir yapı duruyor. Biz güveni bir vaat olmaktan çıkarıp, Türkiye’nin en büyük kurumlarının güvencesiyle tescillenmiş bir standarda dönüştürdük.
Son yıllarda Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) ivme kazanmasıyla birlikte bu coğrafyadaki siyasi ve ekonomik entegrasyon hiç olmadığı kadar güçlendi. Turan’ın inşa ettiği bu finansal köprüler, önümüzdeki 5 yıl içinde Türk Dünyası’nın makro ekonomisinde nasıl bir rol üstlenecek?
Siyasi ve kültürel entegrasyonun en güçlü çimentosu, her zaman tabandan gelen ekonomik bağlardır. Türk Devletleri Teşkilatı’nın attığı o vizyoner adımların sokağa, vatandaşa ve ticarete yansıması için kesintisiz bir finansal altyapı şart. Biz Turan olarak aslında ‘Dijital İpek Yolu’nun finansal damarlarını inşa ediyoruz. Önümüzdeki 5 yıl içinde hedefimiz; Türkiye ile Türk Devletleri arasında paranın sınırları, mesafeleri ve bürokratik engelleri hissetmeden aktığı tam entegre bir ekosistem yaratmak. Turan sadece bireysel bir para transfer aracı değil, aynı zamanda bu coğrafyanın artan ticaret hacminin, diasporadaki iş gücünün ve ortak geleceğinin teknolojik kalbidir.
Turan Türkiye uygulaması üzerinden halihazırda Türkiye’den Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan’a kesintisiz para transferi yapılabiliyor. Diğer yandan Azerbaycan pazarında doğrudan “Turan Azerbaycan” uygulamasıyla yerel bir aktör olarak da varlık gösteriyor ve oradan Türkiye’ye hızlı transfer imkanı sunuyorsunuz. Çift yönlü çalışan bu başarılı ekosistemin ardından; Kazakistan, Özbekistan veya Kırgızistan gibi pazarlarda da kendi yerel uygulamalarınızı (Turan Kazakistan vb.) hayata geçirme planlarınız nelerdir?
Turan olarak şu an inşa ettiğimiz altyapı tam olarak bu bölgesel güce dayanıyor. Biz Turan Türkiye uygulamamızla soydaşlarımızın buradan Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan’a saniyeler içinde değer transferi yapmasını zaten sağladık. Turan Azerbaycan uygulamamız ise bu vizyonun diğer ayağı olarak; oradaki kardeşlerimizin Türkiye’ye doğrudan ve pürüzsüzce fon aktarabildiği çok güçlü bir yerel operasyona dönüştü.
Ancak bizim Turan olarak büyüme felsefemiz; haritada sürekli yeni şirketler kurup her ülkede peş peşe yerel uygulamalar açarak kontrolsüz bir hız yakalamak değil, var olduğumuz pazarlarda derinleşmek ve ‘mevcutu mükemmelleştirmek’ üzerine kuruludur. Şu anki en büyük önceliğimiz; odağımızı dağıtmadan, elimizdeki Turan Türkiye’nin geniş operasyon ağını ve Turan Azerbaycan’ın yerel dinamiklerini her yönüyle tıkır tıkır işleyen, %100 kusursuz bir makine haline getirmektir. Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan’a Türkiye üzerinden zaten dokunuyoruz; ancak o pazarlara kendi yerel uygulamalarımızla adım atma vakti geldiğinde, Türkiye ve Azerbaycan ekseninde ilmek ilmek işlediğimiz o mükemmel ve kanıtlanmış modeli doğrudan oraya taşıyacağız. Mottomuz çok net: Önce mevcut operasyonları kusursuzlaştır, ardından o kusursuzluğu yeni pazarlara kopyala.
Turan şu an bireysel tarafta (B2C) sınır ötesi transfer ve günlük harcama gibi sorunları çözerek ciddi bir ivme yakaladı. Türk Devletleri arasındaki “diaspora ekonomisinin” ve havale (remittance) trafiğinin milyarlarca dolarlık devasa hacmini düşündüğümüzde, Turan bu devasa talebi ve hacmi yönetirken operasyonel stratejisini neyin üzerine kuruyor?
Söz konusu olan şey, bu coğrafyanın insanının dişinden tırnağından artırıp memleketindeki ailesine gönderdiği helal rızkı. Bu kadar büyük bir ekonomik hacmi ve aynı zamanda duygusal sorumluluğu yönetirken, bir fintech için ‘en büyük yenilik’ uygulamaya sürekli yeni özellikler yığmak değildir. Bizim stratejimiz çok net: Özdeki işi (core business) kusursuzlaştırmak.
Bugün teknoloji dünyasında sürekli yeni ürünler, karmaşık finansal sekmeler geliştirme hastalığı var. Oysa biz, o milyarlarca dolarlık devasa hacmin altından kalkarken tüm enerjimizi, mevcut transfer otobanımızı mükemmelleştirmeye harcıyoruz. Artan bu yüksek talebe rağmen; paranın gidiş hızından, şeffaflığımızdan ve altyapı güvenliğimizden zerre taviz vermemek bizim en büyük önceliğimiz. Kullanıcıyı yormak yerine; o transferin saniyeler içinde, en uygun maliyetle ve sıfır hatayla memlekete ulaşmasını sağlayan o arka plandaki motoru her geçen gün daha da pürüzsüzleştiriyoruz. Çünkü milyarlarca dolarlık bir ekosistemi yönetmenin ve kullanıcının güvenini kalıcı kılmanın tek yolu, ona vaat ettiğiniz o temel değeri her gün bir öncekinden daha kusursuz sunabilmektir.
Sınır ötesi para transferiyle aslında insanların anavatanlarındaki sevdiklerine destek olmasını sağlıyorsunuz. Sahadan veya kullanıcılardan aldığınız ve size ‘İyi ki bu işe girmişiz’ dedirten geri dönüşler nasıl?

Bizim operasyonumuzda ekrandaki o rakamlar sadece teknik bir veriden ibaret değil; onlar aslında bir babanın çocuğunun eğitimine gönderdiği destek, bir evladın uzaktaki ailesine sunduğu vefa demek. Önceden, günlerce paranın ulaşıp ulaşmadığını merak eden, sürpriz aracı kesintileri yüzünden sevdiklerine eksik para göndermek zorunda kalan büyük bir kitle vardı. Şimdi sahadan, ‘Sayenizde alın terim eksilmeden, saniyeler içinde memleketime, aileme ulaştı’ mesajlarını aldığımızda, kurduğumuz o devasa teknolojik altyapının asıl ruhunu hissediyoruz. Sadece rakamları değil, o güveni ve emeği taşıdığımızı görmek, günün sonunda tüm ekibe ‘İyi ki bu taşın altına elimizi koymuşuz’ dedirtiyor.
Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) son yıllarda artan siyasi ve ekonomik entegrasyon adımlarını göz önüne alırsak, bölgede finansal sınırların tamamen kalktığı “ortak bir dijital ekonomi” yaratılması sizce ne kadar yakın bir hedef?
Türk Devletleri Teşkilatı’nın son yıllarda attığı kararlı adımlar, bu coğrafyanın makroekonomik geleceği için tarihi bir uyanıştır. Ancak süreci çok doğru okumak gerekiyor: Siyasi ve ticari entegrasyonlar masada imzalanır ama sahada ancak teknolojinin kurduğu köprülerle hayata geçer. 170 milyonu aşan devasa bir nüfustan bahsediyoruz. Bu coğrafyada sınırların finansal anlamda kalktığı ortak bir dijital ekonomi yaratmak artık uzak bir ütopya veya romantik bir temenni değil; matematiksel ve stratejik bir zorunluluktur.
Fiziksel sınırların veya gümrüklerin entegrasyonu zaman alacak makro bir süreç olabilir; ancak dijital dünyada o sınırları kaldırmak bugün, tam şu an bizim yaptığımız işin ta kendisi. Siyasi iradenin açtığı yolda, o büyük entegrasyonun üzerinden akacağı ‘finansal otoyolu’ biz inşa ediyoruz. Yani o bahsettiğiniz ‘ortak dijital ekonomi’ hedefi uzak bir gelecekte değil; şu an Turan’ın sunucularında, saniyeler içinde gerçekleşen işlemlerle bizzat hayata geçiyor.
Fintech Time okuyucuları olan sektör profesyonellerine ve geleceğin girişimcilerine dönüp baktığınızda; önümüzdeki 5 yılın sonunda Turan ekibinin Türk finans ekosisteminde nasıl bir “miras” bırakmış olmasını hedefliyorsunuz?
Sektöre ve geleceğin girişimcilerine bırakacağımız en büyük miras, kârlı bir bilançodan ziyade güçlü bir ‘zihniyet devrimi’ olacaktır. Yıllarca bu ülkedeki teknoloji ekosistemine sadece Batı’ya açılmak veya iç pazarda rekabet etmek öğretildi. Biz ise kendi köklerimize ve kendi coğrafyamıza inanarak da küresel çapta, devasa bir teknoloji köprüsü kurulabileceğini ispatlıyoruz.
Önümüzdeki 5 yılın sonunda Turan dendiğinde akla sadece bir finansal teknoloji şirketi gelmeyecek. İnsanlar dönüp baktığında; bırakacağımız en büyük miras; yüzünü sadece Batı’ya değil, kendi özüne ve potansiyeline dönen cesur bir ekosisteme ilham olmak ve o devasa Türk Dünyası dijital ekonomisinin sarsılmaz kilit taşı olarak anılmaktır.
