Paywall Kurucu Ortağı ve CEO’su Arif Ferah ve Kurucu Ortağı ve CTO’su Enes Selman Tütüncü ile Fintechtime Ağustos sayısı için gerçekleştirdiğimiz kapak röportajı yayında.

“Ödeme sistemlerinin görünmeyen teknoloji katmanı, işletmelerin tahsilat başarısından müşteri deneyimine kadar pek çok sonucu doğrudan belirliyor. Paywall, dijital cüzdan altyapısıyla başlayan yolculuğunu ödeme orkestrasyonu, akıllı yönlendirme, başarısız işlem kurtarma, kart saklama, abonelik, pazaryeri ve fraud yönetimi gibi yetkinliklerle genişleterek bu katmanın güçlü yerli oyuncularından biri haline geldi. Şirket bugün finansal ürünlerin modüler biçimde geliştirilebildiği bir Fintech Service Builder olarak konumlanıyor.

Kuruluşundan bu yana yakından izlediğimiz Paywall; yatırım süreci, Visa Avrupa İnovasyon Programı, Microsoft AI Fintech Accelerator, Singapore FinTech Festival, Fraud LLM çalışması ve Mastercard ekosisteminde Masterpass ile kurduğu stratejik iş birliğiyle yeni bir ölçeklenme dönemine girdi. Paywall Kurucu Ortağı ve CEO’su Arif Ferah ile Kurucu Ortağı ve CTO’su Enes Selman Tütüncü’yü bu ay kapağımıza taşıdık. İki kurucuyla şirketin ürün-pazar uyumu yolculuğunu, ödeme operasyonlarında çözdüğü darboğazları, yapay zekâ yatırımlarını, sekiz ülkeye ulaşan büyümesini ve küresel bir fintek altyapı platformu olma hedefini konuştuk.”

 

Paywall’un kuruluş hikâyesi hangi ödeme probleminden doğdu?

Paywall’u kurduğunuz dönemde işletmelerin ödeme süreçlerinde hangi yapısal sorunları gözlemlediniz? Arif Ferah ve Enes Selman Tütüncü ortaklığını oluşturan tamamlayıcı yetkinlikler nelerdi ve ilk ürün fikri bugünkü platforma nasıl dönüştü?

Paywall Kurucu Ortağı ve CEO’su Arif Ferah ile Kurucu Ortağı ve CTO’su Enes Selman Tütüncü!

Paywall Kurucu Ortağı ve CEO’su Arif Ferah ile Kurucu Ortağı ve CTO’su Enes Selman Tütüncü!

Şaşırtıcı bir şekilde Paywall’u kurduğumuzda geliştirdiğimiz çözüm bugün sunduğumuz çözümden çok başkaydı. İlk ürün fikrimiz, işletmelerin dijital cüzdan sistemlerini kullanmaya başlarken karşılaştıkları yüksek yatırım maliyetlerini ortadan kaldırmaya dayanıyordu. Bu sistemleri, bulut üzerinden birkaç API bağlantısıyla kolayca kullanılabilecek bir yapıya dönüştürmek istedik ve bunu oldukça iyi bir şekilde hayata geçirdik.

Daha sonra anlaşma yaptığımız üye işyerleri, cüzdanlarına para yükleyebilmek için farklı sanal POS çözümleri talep etmeye başladı. Bu talepler doğrultusunda altyapımıza sanal POS entegrasyonları ekledik. Ancak kısa süre içinde ihtiyacın yalnızca entegrasyonla sınırlı olmadığını gördük. Şirketler satış yapmayı başarıyor, fakat ödeme alma sürecini aynı başarıyla yönetemiyordu. İşletmeler ödeme yönlendirme, başarısız işlem kurtarma, kart saklama, abonelik, mutabakat, fraud yönetimi ve yurtdışı operasyonlarını da aynı altyapı üzerinden yönetmek istediler. Bizde dijital cüzdan tarafında durup müşteri ihtiyaçlarına yöneldik ve orkestrasyondaki ağırlığımız arttırdık.

Bu nedenle Paywall zaman içerisinde yalnızca bir ödeme orkestrasyonu ürünü olmaktan çıkarak, ödeme ve finansal teknoloji servislerinin oluşturulabildiği kapsamlı bir altyapı platformuna dönüştü.

Özetle her girişimcinin acı noktası olan product-market fit’i bize müşterilerimiz öğretti biz de hızlı aksiyonlar alarak bunu onlar için mümkün kıldık. Sonrasında ise üye işyerlerimiz için daha büyük problemlerin çözümünde rol oynadığımızı fark ettik.

Enes ile 11 senedir beraber çalışıyoruz. Kendisi inanılmaz bir teknolojik deha. Bugüne kadar geliştirmek istediğimiz herhangi bir üründe en ufak bir problem yaşamadık. Bunun en büyük sebebi de Enes’in teknoloji ve öğrenme kabiliyetleridir. Ben ise İş geliştirme, müşteri ihtiyaçlarını doğru analiz etme, ürünün ticari modelini oluşturma ve pazara taşıma tarafında daha aktif bir rol üstleniyorum. Enes’in teknik derinliği ile benim ticari ve ürün odaklı yaklaşımım birbirini tamamladı.

 

Paywall’un gelişim yolculuğundaki en kritik kırılma noktaları neler oldu?

Yatırım süreci, Visa Avrupa İnovasyon Programı, Microsoft AI Fintech Accelerator, Singapore FinTech Festival ve Mastercard ortaklığı gibi önemli aşamalardan geçtiniz. Bu kilometre taşlarının ürün stratejinize, müşteri portföyünüze, kurumsal yapınıza ve globalleşme planlarınıza etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Paywall’un gelişim yolculuğunda her kilometre taşı farklı bir dönüşümü beraberinde getirdi. Ancak bence en kritik kırılma noktası, ekibimizle gerçekleştirdiğimiz bir toplantıda aldığımız stratejik karardı: Paywall, girdiği müşteri dikeylerinde yüzeysel biçimde yayılmak yerine, belirlediği dikeyleri derinleşerek ve uçtan uca çözüm sunarak ilerleyecekti.

Bu karar doğrultusunda hedeflediğimiz sektörlerin ihtiyaçlarını yakından dinledik, gerçek sorunlarını doğru analiz ettik ve her dikey için derinlikli ürünler geliştirdik. Bugün faaliyet gösterdiğimiz müşteri dikeylerinde pazar lideri konumuna ulaşmamız ve en güçlü ürünlerden birine sahip olmamız, bu stratejinin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Çünkü yalnızca genel bir ödeme altyapısı sunmadık; her sektörün kendine özgü operasyonel ihtiyaçlarına ve gerçek acı noktalarına doğrudan cevap veren çözümler ürettik.

Bu yaklaşımın sahadaki ilk önemli karşılığı, ürünümüzün kurumsal müşteriler tarafından gerçek finansal operasyonlarda kullanılmaya başlanması oldu. Bir ürünün teknik olarak çalışmasıyla, yüksek işlem hacmine sahip şirketlerin canlı ödeme operasyonlarının merkezinde yer alması arasında büyük bir fark bulunuyor. İlk büyük ölçekli müşterilerimiz; ürün dayanıklılığı, raporlama, operasyon yönetimi ve destek süreçleri konusunda çok değerli deneyimler kazanmamızı sağladı.

Yatırım süreci de yalnızca finansman açısından değil, şirketin kurumsallaşması bakımından önemli bir kırılma noktasıydı. Organizasyonumuzu geliştirdik, ürün ekiplerimizi büyüttük, güvenlik ve altyapı yatırımlarımızı hızlandırdık ve küreselleşme planlarımızı daha sistematik bir yapıya kavuşturduk.

Visa Avrupa İnovasyon Programı, çözümümüzün yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını görmemizi sağladı. Farklı ülkelerde bankalar, ödeme kuruluşları ve büyük işletmelerle gerçekleştirdiğimiz görüşmeler, ödeme altyapılarındaki parçalanmanın küresel bir sorun olduğunu açık biçimde ortaya koydu.

Microsoft AI Fintech Accelerator ise yapay zekâ stratejimizin şekillenmesinde etkili oldu. Yapay zekâyı yalnızca destekleyici bir özellik olarak değil; fraud analizi, ödeme yönlendirme, anomali tespiti ve operasyonel karar alma süreçlerinin temel bileşenlerinden biri olarak değerlendirmeye başladık.

Singapore FinTech Festival gibi küresel etkinlikler sayesinde Avrupa, Orta Doğu ve Asya’daki ödeme modellerini, regülasyon yaklaşımlarını ve iş birliği fırsatlarını yakından inceleme imkânı bulduk. Bu temaslar, uluslararası genişleme stratejimizin yalnızca doğrudan satışla değil; bankalar, ödeme kuruluşları, teknoloji sağlayıcıları ve yerel iş ortaklarıyla kuracağımız güçlü ekosistem üzerinden ilerlemesi gerektiğini gösterdi.

Mastercard ekosistemi içerisinde Masterpass ile geliştirdiğimiz iş birliği de Paywall açısından stratejik bir diğer dönüm noktası oldu. Bu ortaklık, orkestrasyon yetkinliğimizi kart saklama altyapısı ve kullanıcı ödeme deneyimiyle bir araya getirmemizi sağlıyor.

Tüm bu aşamaların sonucunda müşteri portföyümüz çeşitlendi, ürün yapımız derinleşti ve Paywall, yalnızca teknoloji sağlayan bir şirketten kritik finansal operasyonları yöneten bir altyapı şirketine dönüştü. Ancak bu yolculuğun temelinde hâlâ aynı stratejik karar bulunuyor: Doğru dikeyleri seçmek, müşteriyi gerçekten dinlemek ve o dikeyin en iyi ürününü geliştirmek.

 

Ödeme orkestrasyonundan Fintech Service Builder modeline geçişiniz ne anlama geliyor?

Paywall artık kendisini bir Fintech Service Builder olarak konumluyor. Bu vizyon değişiminin arkasında hangi ihtiyaçlar bulunuyor? Bankalar, ödeme ve elektronik para kuruluşları, e-ticaret şirketleri ve diğer fintek oyuncuları için nasıl bir altyapı katmanı inşa ediyorsunuz?

Ödeme orkestrasyonu Paywall’un çıkış noktası ve bugün de platformumuzun en güçlü bileşenlerinden biri. Ancak müşterilerimizin ihtiyaçları ödeme alma sürecinin çok daha ötesine geçti.

Bir işletme ödeme almaya başladığında kart saklama, tekrarlı tahsilat, pazaryeri ödemeleri, satıcı ödemeleri, fraud kontrolü, mutabakat, raporlama ve sınır ötesi ödeme gibi birçok farklı finansal servis ihtiyacı ortaya çıkıyor. Bankalar ve ödeme kuruluşları da yeni bir ürün geliştirmek istediklerinde aynı altyapı problemleriyle karşılaşıyor.

Biz Fintech Service Builder yaklaşımıyla kurumların bu servisleri sıfırdan geliştirmesi yerine, hazır ve modüler altyapı bileşenleri üzerinden kendi finansal ürünlerini oluşturabilmesini hedefliyoruz.

Bir e-ticaret şirketi Paywall üzerinde farklı ödeme sağlayıcılarını yönetebilir, kart saklama hizmeti sunabilir, abonelik tahsilatlarını gerçekleştirebilir ve pazaryeri ödeme akışını kurgulayabilir. Bir fintech kurumu ise kendi markası altında ihtiyaç duyduğu yeni bir servisi Paywall içerisinde kurgulayabilir ve çözüm geliştirebilir.

Bu yaklaşımın temelinde modülerlik bulunuyor. Müşterilerimizin tüm Paywall ürünlerini aynı anda kullanması gerekmiyor. İhtiyaç duydukları servisleri seçerek başlayabiliyor ve operasyonları büyüdükçe yeni modülleri sisteme ekleyebiliyorlar.

Dolayısıyla Paywall’u ödeme dünyasının yalnızca trafik yöneticisi olarak değil, yeni finansal servislerin geliştirildiği bir altyapı katmanı olarak konumluyoruz.

 

Paywall’un çözüm mimarisini hangi temel ihtiyaçlar şekillendiriyor?

PayRoute, PayJump, PayBalancer, PayGlobe, Cardwall, kapalı devre cüzdan, pazaryeri, abonelik ve fraud çözümleri geniş bir ürün mimarisi oluşturuyor. Müşterileriniz hangi ihtiyaçlarla size geliyor ve bu modüller ödeme operasyonunun hangi darboğazlarını ortadan kaldırıyor?

Müşterilerimiz genellikle bize dört temel ihtiyaçla geliyor: Ödeme başarı oranını yükseltmek, ödeme maliyetini yönetmek, operasyonel bağımlılıkları azaltmak ve yeni finansal servisleri daha hızlı devreye almak.

PayRoute, ödeme işlemlerini başarı oranı, maliyet, kartın bankası, kart tipi, taksit imkânı, sağlayıcı performansı ve işletmenin ticari kuralları gibi kriterlere göre en uygun kanala yönlendiriyor.

PayJump, başarısız olan bir ödemenin aynı yöntemle tekrar denenmesi yerine, hata nedenine göre farklı bir banka veya ödeme kuruluşu üzerinden yeniden işlenmesini sağlıyor. Burada amaç aynı işlemi tekrar etmek değil, başarısızlığın nedenini analiz ederek doğru kurtarma senaryosunu çalıştırmak.

PayBalancer, işlem trafiğinin ödeme sağlayıcıları arasında belirlenen kota, sıralama veya ağırlıklara göre dağıtılmasını sağlıyor. Böylece işletmeler ticari anlaşmalarını ve operasyonel risklerini daha kontrollü yönetebiliyor.

PayGlobe, birden fazla ülkede faaliyet gösteren işletmelerin farklı ödeme sağlayıcılarını, para birimlerini ve yerel ödeme yöntemlerini merkezi bir yapıdan yönetmesine imkân veriyor.

Cardwall, kart bilgilerinin PCI DSS standartlarına uygun biçimde merkezi olarak saklanmasını sağlıyor. Bu yapı, işletmelerin tek bir ödeme kuruluşunun kart saklama sistemine bağımlı kalmasını önlüyor ve ödeme sağlayıcısı değişse bile kullanıcıların kayıtlı kart deneyiminin korunmasına yardımcı oluyor.

Kapalı devre cüzdan çözümümüz, kurumların kendi ekosistemleri içerisinde bakiye, sadakat, iade ve harcama senaryoları oluşturabilmesini sağlıyor. Pazaryeri çözümümüz alt satıcı yönetimi ve ödeme dağıtım süreçlerini, abonelik altyapımız ise tekrarlı tahsilat operasyonlarını yönetiyor.

Fraud çözümümüz de tüm bu ödeme akışlarının üzerinde çalışan, işlem ve kullanıcı davranışlarını analiz eden bir güvenlik katmanı oluşturuyor.

Bu modüllerin ortak amacı, farklı sağlayıcılar arasında parçalanmış olan ödeme operasyonunu tek bir kontrol katmanında birleştirmek.

 

Ödeme orkestrasyonunun işletmeler açısından ölçülebilir karşılığı nedir?

Ödeme başarısı, approval rate, işlem maliyeti, kesinti yönetimi ve dönüşüm oranı açısından müşterilerinize nasıl bir etki sağlıyorsunuz? BinBin örneğinde PayJump ile elde edilen yüksek ödeme kurtarma oranı gibi başarı hikâyelerini ölçeklendirmek için hangi yöntemleri kullanıyorsunuz? 

Ödeme orkestrasyonunun değeri doğrudan ölçülebilir. Bunun başında ödeme başarı oranı, yani approval rate geliyor.

Bir işletme pazarlama yatırımı yaparak müşteriyi ödeme sayfasına kadar getiriyor. Müşteri ürünü seçmiş ve satın alma kararı vermiş olsa bile ödeme teknik veya operasyonel bir sebeple başarısız olabiliyor. Bu noktada satış kararı verilmiş olmasına rağmen gelir elde edilemiyor. Dolayısıyla bizim açımızdan satın alma kararının verilmesi yeterli değil; müşterinin ödemeyi başarıyla tamamlayabilmesi gerekiyor.

PayRoute ile işlemleri en doğru sağlayıcıya yönlendirerek, PayJump ile başarısız işlemleri alternatif kanallardan yeniden deneyerek ödeme başarı oranını artırabiliyoruz. Etki; işletmenin sektörü, mevcut ödeme altyapısı, kart dağılımı ve çalıştığı sağlayıcı sayısına göre değişmekle birlikte, doğru yapılandırılmış orkestrasyon modellerinde anlamlı approval rate artışları elde edilebiliyor.

Bunun yanında işlem maliyeti optimizasyonu sağlıyoruz. İşletme, bankalar ve ödeme kuruluşlarıyla yaptığı ticari anlaşmaları sisteme tanımlayarak işlemleri yalnızca başarı oranına göre değil, maliyet ve valör avantajlarına göre de yönlendirebiliyor.

Kesinti yönetimi de önemli bir diğer alan. Bir ödeme sağlayıcısında sorun yaşandığında işlemler manuel müdahaleye ihtiyaç duyulmadan alternatif sağlayıcılara aktarılabiliyor. Bu durum özellikle yoğun kampanya dönemlerinde veya yüksek işlem hacmine sahip işletmelerde ciddi gelir kayıplarının önüne geçiyor.

BinBin gibi farklı pazarlarda ve yüksek frekansta ödeme alan müşterilerimizde PayGlobe ile global sağlayıcıları merkezileştirirken PayJump’ın başarısız işlemleri kurtarma kabiliyeti ile ödeme approval ratelerinin iyileştiğini gözlemliyoruz. Bu başarıyı ölçeklendirmek için her müşteriye aynı yönlendirme modelini uygulamıyoruz. Kart tipi, banka, hata kodu, işlem saati, ülke, tutar ve geçmiş sağlayıcı performansı gibi parametreleri analiz ederek müşteriye özel kurallar oluşturuluyor.

Buradaki temel yaklaşımımız, ödeme orkestrasyonunu statik bir entegrasyon katmanı olarak değil, sürekli ölçülen ve optimize edilen dinamik bir karar mekanizması olarak yönetmek.

 

Enes Selman Tütüncü’ye sormak isteriz. Paywall’un teknoloji mimarisini rakiplerinden ayıran temel unsurlar neler?

Çok sayıda banka ve ödeme kuruluşunun aynı altyapı üzerinden yönetildiği bir yapıda düşük gecikme, yüksek erişilebilirlik, ölçeklenebilirlik ve gözlemlenebilirlik nasıl sağlanıyor? Teknik mimariniz müşterilerin tek bir sağlayıcıya bağımlı kalma riskini nasıl azaltıyor?

Paywall Kurucu Ortağı ve CTO’su Enes Selman Tütüncü

Paywall Kurucu Ortağı ve CTO’su Enes Selman Tütüncü

Paywall’un teknoloji mimarisini tasarlarken üç temel prensip üzerinden hareket ettik: Sağlayıcı bağımsızlığı, yüksek erişilebilirlik ve operasyonel gözlemlenebilirlik.

Çok sayıda banka ve ödeme kuruluşunun aynı platform üzerinden yönetildiği bir sistemde en önemli konulardan biri standardizasyondur. Her sağlayıcının API yapısı, hata kodları, timeout süreleri ve işlem yaşam döngüsü farklıdır. Biz bu farklılıkları Paywall’un adaptör katmanında normalize ediyoruz. Müşterimiz tek bir standart entegrasyon kullanırken, arka tarafta çok sayıda sağlayıcıyla çalışabiliyor.

Mimarimiz yüksek hacimli ve kritik ödeme işlemlerini destekleyecek şekilde yatay ölçeklenebilir olarak tasarlandı. İşlem trafiğinin arttığı dönemlerde sistem kaynakları ölçeklenebilirken, ödeme akışlarının birbirinden izole edilmesi sayesinde belirli bir sağlayıcıdaki sorun tüm sistemi etkilemiyor.

Düşük gecikme açısından ödeme akışındaki her bileşenin mümkün olduğunca az bağımlılıkla ve optimize edilmiş iletişim modelleriyle çalışmasına önem veriyoruz. Yönlendirme kararlarının milisaniyeler içerisinde verilebilmesi için kritik kurallar ödeme anında hızlıca erişilebilir yapılarda tutuluyor.

Gözlemlenebilirlik tarafında ise yalnızca sistemin ayakta olup olmadığını takip etmiyoruz. Sağlayıcı bazında başarı oranı, cevap süresi, hata kodu dağılımı, timeout oranı ve işlem davranışları gerçek zamanlı olarak izleniyor. Böylece sistem tamamen kesilmeden önce başlayan performans bozulmalarını da tespit edebiliyoruz.

Sağlayıcı bağımsızlığı, müşterilerimizin tek bir banka veya ödeme kuruluşuna teknik olarak bağımlı kalmasını önlüyor. Bir sağlayıcı değiştirildiğinde ya da yeni bir sağlayıcı eklendiğinde müşterinin kendi sisteminde kapsamlı bir geliştirme yapması gerekmiyor. Bu da hem iş sürekliliği hem pazarlık gücü hem de teknolojik esneklik sağlıyor.

 

Güvenlik ve regülasyon ürün geliştirme sürecinizin hangi noktasında yer alıyor?

PCI DSS uyumu, kart verisinin korunması, veri yerleşimi, erişim yetkileri ve operasyonel dayanıklılık ödeme altyapılarının temel gündemleri arasında. Paywall’da güvenlik katmanını ve regülasyon uyumunu ürün mimarisine nasıl yerleştiriyorsunuz?

Finansal teknolojilerde güvenlik, ürün tamamlandıktan sonra eklenen bir katman olamaz. Güvenliğin mimarinin başlangıç noktasında yer alması gerekir.

Paywall’da ürün geliştirme süreçlerini güvenlik, erişim kontrolü, veri minimizasyonu ve operasyonel dayanıklılık prensipleriyle birlikte ele alıyoruz. Kart verisinin işlendiği veya saklandığı yapılarda PCI DSS gerekliliklerine uygun hareket ediyoruz. Kart bilgilerinin doğrudan üye iş yerinin sistemlerinde dolaşmasını engelleyen tokenizasyon mekanizmaları kullanıyoruz.

Erişim yetkilerinde rol bazlı kontrol, kayıt altına alma ve ihtiyaç kadar erişim prensipleri uygulanıyor. Kritik işlemler izlenebilir şekilde loglanıyor ve operasyonel süreçlerin geriye dönük olarak incelenebilmesi sağlanıyor.

Veri yerleşimi ve veri işleme modelleri ise hizmet verdiğimiz ülkenin regülasyonlarına ve müşterinin güvenlik gereksinimlerine göre değerlendiriliyor. Özellikle banka, sigorta ve büyük ölçekli kurumsal müşterilerde altyapının hangi ortamda çalışacağı, hangi verinin nerede tutulacağı ve kimlerin erişebileceği proje başlangıcında belirleniyor.

Operasyonel dayanıklılık açısından da yedeklilik, kesinti senaryoları, sağlayıcı failover mekanizmaları, izleme ve olay yönetimi süreçleri ürünün ayrılmaz parçalarıdır.

Burada önemli bir ayrım bulunuyor: Paywall, ödeme kuruluşu gibi müşterinin parasını yöneten bir yapı değil; işletmenin lisanslı banka ve ödeme kuruluşlarıyla olan ödeme operasyonunu yöneten bir teknoloji katmanıdır. Ancak bu durum güvenlik sorumluluğunu azaltmıyor. Aksine, çok sayıda finansal kurumla entegre çalışan merkezi bir teknoloji sağlayıcısı olarak güvenlik standartlarımızı sürekli geliştirmemizi gerektiriyor.

 

Fraud LLM ile yapay zekâyı ödeme güvenliğinin merkezine taşıyorsunuz.

On-premise çalışan ve fintek odaklı geliştirilen Fraud LLM hangi problemi çözmek üzere tasarlandı? Modelin geleneksel kural tabanlı fraud motorlarından ayrıldığı noktalar, açıklanabilirlik yaklaşımı ve yanlış pozitif işlemleri azaltma hedefi hakkında neler paylaşabilirsiniz?

Paywall Kurucu Ortağı ve CEO’su Arif Ferah

Paywall Kurucu Ortağı ve CEO’su Arif Ferah

Geleneksel fraud sistemlerinin önemli bir bölümü statik kurallar üzerinden çalışıyor. Örneğin belirli bir tutarın üzerindeki işlemi, kısa sürede çok sayıda denemeyi veya belirli bir ülkeden gelen işlemi riskli olarak işaretliyor. Bu kurallar gerekli olmakla birlikte, tek başına günümüzdeki karmaşık dolandırıcılık senaryolarını anlamakta yetersiz kalabiliyor.

Fraud LLM’i ödeme işlemleri arasındaki ilişkileri, kullanıcı davranışlarını ve zaman içerisinde değişen anomalileri analiz edebilmek amacıyla geliştiriyoruz.

Model; kart, telefon numarası, e-posta adresi, kimlik bilgisi, cihaz, IP adresi ve teslimat adresi gibi farklı varlıklar arasındaki bağlantıları değerlendirebiliyor. Tek başına normal görünen bir işlem, geçmiş davranışlar veya başka işlemlerle kurduğu ilişki nedeniyle riskli olabilir. Bizim yaklaşımımız bu ilişkisel yapıyı analiz etmek üzerine kurulu.

On-premise çalışma kabiliyeti özellikle bankalar, ödeme kuruluşları ve hassas veri işleyen kurumlar için büyük önem taşıyor. Kurumlar verilerini dışarıya çıkarmadan, kendi altyapıları içerisinde modeli çalıştırabiliyor.

Geleneksel kural motorlarından ayrıldığımız bir diğer nokta açıklanabilirlik. Bir işlemin yalnızca yüksek riskli olarak işaretlenmesi operasyon ekipleri için yeterli değil. Sistemin hangi davranış, ilişki veya anomali nedeniyle risk ürettiğini açıklayabilmesi gerekiyor. Bu nedenle modelin kararlarını operasyon ekiplerinin anlayabileceği ve inceleyebileceği çıktılara dönüştürmeye odaklanıyoruz.

En önemli hedeflerimizden biri de false pozitifleri azaltmak. Fraud sistemleri çok katı çalıştığında gerçek müşterilerin işlemlerini de engelleyebiliyor. Bu durum dolandırıcılığı önlemeye çalışırken işletmenin gelir kaybetmesine ve müşteri deneyiminin bozulmasına neden oluyor.

Amacımız, güvenlik ile ödeme başarısı arasında daha dengeli ve bağlamsal bir karar mekanizması oluşturmak.

 

Mastercard ile kurduğunuz stratejik ortaklık Paywall için nasıl bir ölçeklenme alanı açıyor?

Masterpass’in Türkiye’deki resmi iş ortağı olmanız, Paywall’un üye iş yerlerine sunduğu değer önerisini nasıl genişletecek? Masterpass’in kabul ağı ile Paywall’un orkestrasyon, kart saklama ve ödeme deneyimi yetkinliklerinin birleşmesi müşteriler ve son kullanıcılar açısından hangi sonuçları doğuracak?

Masterpass’in Türkiye’deki resmi orkestrasyon iş ortağı olmamız, Paywall’un değer önerisini ödeme yönlendirme katmanının ötesine taşıyor.

Masterpass, kullanıcıların kartlarını güvenli biçimde saklamasına ve farklı üye iş yerlerinde daha hızlı ödeme yapmasına imkân sağlayan güçlü bir ödeme deneyimi sunuyor. Paywall ise işletmelerin farklı bankaları, ödeme kuruluşlarını ve ödeme senaryolarını tek bir merkezden yönetmesini sağlıyor.

Bu iki yetkinliğin birleşmesiyle üye iş yerleri, Paywall entegrasyonu üzerinden hem orkestrasyon kabiliyetlerine hem de Masterpass’in kart saklama ve ödeme deneyimi avantajlarına erişebiliyor. Bu durum işletmelerin her servis için ayrı ayrı entegrasyon ve operasyon yürütme ihtiyacını azaltıyor.

Müşteri açısından baktığımızda daha hızlı entegrasyon, daha merkezi operasyon yönetimi, daha geniş ödeme kabiliyeti ve kayıtlı kart deneyimi ortaya çıkıyor. Son kullanıcı açısından ise kart bilgilerini her işlemde tekrar girmek zorunda kalmadığı, daha hızlı ve kesintisiz bir ödeme akışı sağlanıyor.

Stratejik açıdan bu iş birliği, Paywall’un yalnızca ödeme altyapısını yöneten değil, ödeme deneyimini uçtan uca geliştiren bir platform hâline gelmesini destekliyor.

 

Küresel pazarda büyürken yerel ödeme dinamiklerini nasıl yönetiyorsunuz?

Farklı ülkelerde ödeme yöntemleri, acquiring yapıları, regülasyonlar ve tüketici alışkanlıkları önemli ölçüde ayrışıyor. Yeni bir pazara girerken hangi kriterleri değerlendiriyorsunuz? Öncelikli bölgeleriniz ve uluslararası büyüme modeliniz hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Ödeme sistemleri küresel bir teknoloji alanı olmakla birlikte son derece yerel dinamiklere sahip. Bir ülkede kart ödemeleri baskınken başka bir ülkede banka transferleri, dijital cüzdanlar, yerel kart şemaları veya hesaptan hesaba ödeme yöntemleri öne çıkabiliyor.

Yeni bir pazara girerken öncelikle ödeme hacmini ve dijital ticaretin büyüklüğünü değerlendiriyoruz. Bunun yanında pazardaki banka ve ödeme kuruluşu çeşitliliği, işletmelerin kaç farklı sağlayıcıyla çalıştığı, mevcut altyapıların parçalanma seviyesi, regülasyonlar ve yerel ödeme yöntemleri bizim için belirleyici oluyor.

Ödeme orkestrasyonuna duyulan ihtiyaç, genellikle sağlayıcı çeşitliliğinin ve operasyonel karmaşıklığın yüksek olduğu pazarlarda artıyor. Ayrıca pazara girişte yerel entegrasyonların yapılabilirliği, potansiyel iş ortakları ve kurumsal müşteri talebi de önemli kriterler arasında.

Öncelikli büyüme bölgelerimiz arasında Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri bulunuyor. Macaristan, Romanya, Polonya, Slovakya ve Yunanistan gibi pazarlarda hem bankacılık altyapısını hem ödeme kuruluşlarını hem de yerel ödeme yöntemlerini analiz ediyoruz. Bunun yanında Orta Doğu ve farklı uluslararası pazarlardaki iş birliği fırsatlarını da değerlendiriyoruz.

Uluslararası büyüme modelimizi tek bir yöntem üzerine kurmuyoruz. Bazı pazarlarda doğrudan kurumsal müşterilerle ilerlerken, bazı pazarlarda bankalar, ödeme kuruluşları veya yerel teknoloji şirketleriyle stratejik ortaklıklar geliştiriyoruz.

Biz her ülkeye Türkiye’deki ürünü olduğu gibi taşımak istemiyoruz. Paywall’un merkezî teknoloji kabiliyetlerini korurken, ürünün yerel ödeme alışkanlıklarına ve regülasyonlara uyum sağlayabileceği modüler bir yapı oluşturuyoruz.

Şu anda aktif olarak 8 farklı ülkede operasyon yürütüyoruz.

 

  

CEO ve CTO olarak büyüme ile teknoloji arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

Ticari hedefler, ürün yol haritası, müşteri talepleri ve teknik sürdürülebilirlik zaman zaman farklı öncelikler yaratabiliyor. Kurucu ortaklar olarak karar mekanizmanız nasıl işliyor? Şirket ölçeklenirken organizasyon kültürünü ve girişimcilik çevikliğini nasıl koruyorsunuz?

 

Ticari ekip doğal olarak müşteri taleplerine hızlı cevap vermek, yeni ürünleri devreye almak ve büyümeyi hızlandırmak istiyor. Teknoloji tarafı ise bu taleplerin sürdürülebilir, güvenli ve ölçeklenebilir biçimde geliştirilmesine odaklanıyor. Bu iki yaklaşım zaman zaman farklı öncelikler yaratabiliyor ancak sağlıklı bir teknoloji şirketinde zaten bu dengenin oluşması gerekiyor.

Enes ile görev alanlarımız belirgin olmakla birlikte ürün stratejisi ve kritik yatırımlar konusunda birlikte karar veriyoruz. Ben daha çok pazar, müşteri, iş modeli, finansman ve büyüme perspektifini temsil ediyorum. Enes ise teknik sürdürülebilirlik, mimari, güvenlik ve mühendislik kalitesi açısından değerlendirme yapıyor.

Yeni bir talebi değerlendirirken yalnızca müşterinin bugün istediği geliştirmeye bakmıyoruz. Bu ihtiyacın başka müşterilerde karşılığı olup olmadığını, platformun genel ürün stratejisine nasıl katkı sağlayacağını ve teknik borç yaratıp yaratmayacağını tartışıyoruz.

Kurucu ortaklar arasında açık iletişim ve birbirinin alanına duyulan güven kritik öneme sahip. Ticari fırsatlar teknik gerçeklerden, teknik kararlar da pazar ihtiyaçlarından bağımsız değerlendirilemez.

Organizasyon büyürken girişimcilik çevikliğini koruyabilmek için ekiplerin sorumluluk almasını, kararların mümkün olduğunca problemi yaşayan ekip tarafından verilmesini ve sonuçların ölçülmesini teşvik ediyoruz. Bunun yanında finansal teknolojilerde süreç ve kontrol mekanizmalarının da güçlü olması gerekiyor.

Dolayısıyla kültürümüzü hız ile disiplini birlikte taşıyacak şekilde oluşturmaya çalışıyoruz. Hızlı hareket ediyoruz ancak kritik finansal sistemlerde kısa vadeli hız uğruna uzun vadeli güvenilirlikten vazgeçmiyoruz.

 

  

Paywall’un önündeki yeni büyüme eşiğini nasıl tarif ediyorsunuz?

Önümüzdeki üç yıllık dönemde ürün derinliği, yapay zekâ, uluslararası pazarlar, stratejik iş birlikleri ve yatırım planları açısından hangi hedeflere odaklanacaksınız? Paywall’u küresel fintek altyapısı pazarında hangi konuma taşımayı amaçlıyorsunuz?

 

Paywall’un önündeki yeni büyüme eşiğini, Türkiye’de doğruladığımız teknoloji ve iş modelini uluslararası ölçekte ölçeklendirme dönemi olarak tanımlıyoruz.

Önümüzdeki üç yıllık süreçte beş temel alana odaklanacağız.

İlk olarak ödeme orkestrasyonu ürünümüzü daha da otonom hâle getireceğiz.

İkinci olarak Fintech Service Builder vizyonumuzu derinleştireceğiz. Üye işyerlerinin ödeme süreçlerini sıfırdan değiştirecek bir yapı üzerinde çalışıyoruz.

Üçüncü odağımız yapay zekâ olacak. Fraud LLM’in yanında ödeme yönlendirme, operasyon yönetimi, hata analizi, mutabakat ve karar destek süreçlerinde yapay zekâ kullanımını artıracağız. Amacımız yapay zekâyı yalnızca raporlama yapan değil, finansal operasyonların kalitesini gerçek zamanlı olarak geliştiren bir katmana dönüştürmek.

Dördüncü alan uluslararası büyüme. Öncelikli Doğu Avrupa pazarlarında entegrasyon ağımızı genişletmek, yerel iş ortaklıkları geliştirmek ve çok ülkeli müşterilerimizin ödeme operasyonlarını Paywall üzerinden yönetmesini sağlamak istiyoruz.

Beşinci alan ise stratejik iş birlikleri ve yatırım planlarımız. Bankalar, global ödeme ağları, ödeme kuruluşları ve teknoloji şirketleriyle geliştireceğimiz ortaklıkların büyümemizde önemli bir rol oynayacağını düşünüyoruz. Yatırımı yalnızca finansman olarak değil, yeni pazarlara girişimizi ve kurumsal kapasitemizi hızlandıran stratejik bir araç olarak değerlendiriyoruz.

Uzun vadeli hedefimiz Paywall’u, şirketlerin farklı ülkelerdeki ödeme ve finansal servis altyapılarını tek bir teknoloji katmanı üzerinden oluşturabildiği küresel bir platform hâline getirmek.

Türkiye’den çıkan, uluslararası ölçekte rekabet eden ve finansal teknolojilerin temel altyapı sağlayıcılarından biri olan bir şirket inşa etmek istiyoruz.