Erciyes Anadolu Holding Bilgi Teknolojileri Operasyon Direktörü Mert Çakar, Fintechtime Ağustos sayısı için yazdı “Yapay Zeka ve Gömülü Finans Ekseninde Ülkemiz Finans Ekosisteminin Geleceği”.
“Yapay zeka, gömülü finans ve veri ekonomisi finans sektörünün rekabet dinamiklerini yeniden şekillendirirken, başarının ölçütü ürün çeşitliliğinden çok veriyi anlamlandırma, doğru ekosistemlerde konumlanma ve müşterinin ihtiyaç duyduğu anda görünmez biçimde değer sunabilme becerisi olacak. Türkiye; güçlü ödeme altyapısı, gelişen fintek ekosistemi ve dijitalleşmeye yatkın kullanıcı profili sayesinde bu dönüşüm için önemli avantajlara sahip olsa da veri yönetişimi, yerli yapay zeka yetkinlikleri, dijital güven ve regülasyon alanlarında atılacak adımlar belirleyici rol üstlenecek. Önümüzdeki dönemde öne çıkacak finansal kurumlar, yapay zekayı yalnızca otomasyon aracı olarak kullananlar değil; anlamlandırılmış veriyi güvenilir, açıklanabilir ve gömülü finans modelleriyle birleştirerek müşterinin günlük yaşamına doğal biçimde entegre edebilenler olacak.”
Yapay Zeka ve Gömülü Finans Ekseninde Ülkemiz Finans Ekosisteminin Geleceği
Yazılarımı takip eden okuyucularımızın da dikkat kesildiği üzere, Ülkemiz finans ekosistemindeki teknoloji geliştirme kabiliyetlerimiz emsallerine göre oldukça yukarıdadır. Finansal teknoloji dikeyinde ürün gamı, uygulama esnekliği ve entegrasyon kabiliyetleri açısından geride kaldığımız hiçbir husus olmadığı gibi, esneklik ve hız dikkate alındığında ise daha ilerde olduğumuzu rahatlıkla ifade edebiliriz.
Finans sektörümüz çok uzun yıllardır büyüme eksenli yaklaşımını genel hatları ile ürünler üzerinde kurgulamış olup, bu ürünlerin hizmet kanalları üzerinden servis edilmesine odaklanılmıştır. Ayrıca bu gelişim yolculuğu özellikle son 5-6 yıldır bir nevi maliyet optimizasyonu ve sadeleştirme üzerinden ele alınmaya başlanmıştır.
Uygulanabilir yapay zeka senaryoları, bu senaryoları işletebilecek yeterli dil modelleri ve dijital orkestrasyon ile aslında oyunun kuralları neredeyse yeniden yazılacağı bir döneme giriyoruz. Neredeyse diyorum zira hizmete tabi edeceğimiz ürünler temelde hala geçerli ve fakat bunların sunum katmanı tümüyle değişiyor gibi düşünülebilir.
Bu noktada ortaya çıkan hizmet sunum katmanlarını yeniden tasniflemek ve hayatın olağan akışının bir parçası haline getirmek işte icra edilecek sanatın tam kalbi olacaktır. Zira artık çok daha değerli hale gelen veri ve buna bağlı gelişen API ekonomisi, bu verilere erişim sağlanması adına yapılması gereken düzenlemeler ve gerekli yönetişimi hizmet sunanlara bir alt servis gibi paylaşılması adına kritik hususlardır.
Büyük resmin odağına Ülkemizi aldığımızda, kritik ve kaçırılmaması gereken bir eşikten geçtiğimizi rahatlıkla görebiliriz. Zira sahip olduğumuz güçlü ödeme sistemleri altyapılarımız, son dönemde birtakım sancılar yaşansa da büyüyen fintek pazarımız, tümüyle dijitale doğan finansal kurumlarımız ve teknolojiyi su gibi içen önemli sayıdaki genç nüfusumuz oldukça kuvvetli birer destek noktasıdır. Tabi bu destek noktalarını arkamıza alarak; veri yönetişimi politikaları, ihtiyaç duyulan yeterli dil modelleri, veri olgunluğu ve güvenilirliği ile proaktif regülasyon tandansı gibi konular yeni dönemin kritik sınavları olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu girizgah aslında yazıda ifade edilmeye çalışılacak Ülkemiz finans sektörünün dönüşümü için gerekli olan meziyetlere sahip olduğunu ifade etmek için yapılmış olup, bundan sonra yapılması gerekenlere doğru ilerlenecektir.
Finans Sektörünün Petrolü: Anlamlandırılmış Veri Kümeleri
Finans sektörü için eskiden en temel güç sermaye iken, günümüzde ise sermaye yine önemli olmakla birlikte artık en önemli unsur olarak yerini anlamlandırılmış veriye kaptırmıştır. Zira çok güçlü sermayelere sahip olan topluluklar veriyi merkeze konumlandıramadıkları için, müşteri isterlerini tam olarak anlayamamakta, bunun doğal sonucu olarak ise müşteriye doğru zamanda ve ihtiyaca özgü şekilde farklılaştırılmış ürünü sunamamaktadırlar. Müşteri artık birçok farklı kanaldan beslenen, entegre bir ekosistem paydaşı olduğundan klasik finansal çözümler ile tatmin olmamaktadır. İş bu sebeple, veriyi merkeze alan ve üzerinden anlamlandırılmış kümeler oluşturan ve bu kümelere özgü zaman/ürün döngüsünü kurabilen yeni nesil dijital finansal kuruluşlar önlenemez şekilde büyümektedirler.
Özellikle müşterinin en iyi tanımsal datalarının bulunabildiği sektörlerinin başında gelen perakende sektörü ile müşterinin doğrudan ticarete dahil olduğu e-ticaret mimarileri ile entegre hizmet sunumları artık çok daha önemli olacaktır. Zira müşterinin ödeme alışkanlıkları, yatırım davranışları, tasarruf eğilimleri ve kredi geri ödeme performansını bilen ve bunu perakende sektöründeki müşterinin ilgi alanları ile birleştirebilen, müşterinin dijital etkileşimleri ile anlamlandıran finansal kuruluşlar inanılmaz şekilde öne çıkacaktır. Hatta müşterilerin yarınında sadece bu kurumlar olacaktır. Buradaki dönüşüm sadece verinin toplanması değil aslında ziyadesiyle anlamlandırılmasıdır.
Yapay zekanın finans sektörüne getirdiği ya da getirebileceği en önemli dönüşüm işte tam olarak burada ortaya çıkacaktır. Çünkü artık kurumların yalnızca geçmişi raporlayan olmak yerine, geleceği müşteri özelinde tahminleyebilen verimli bir asistana dönüşmeleri gerekecektir. Müşterinin isterlerini henüz kendisi fark etmeden ona söyleyebilen ve hatta yönlendirebilen dünyaya uzak olmadığımızı söylemek doğru olacaktır.
Önümüzdeki dönemde başarılı finans kuruluşlarının en fazla veriye sahip olanlar yerine, ilişki korelasyonu yüksek veri şemalarını optimal şekilde elde edebilen ve bunu müşteriyi asiste edebilecek şekilde kullanabilenler olacağı bilinmelidir.
Gömülü Finans: Tam Entegrasyon ve Görünmezlik Modeli
Finans sektörü hepimizin şahitlik ettiği uzun bir dönem ürünü merkezine alan ve müşterilere ürünler özelinde tutundurma yapılan bir anlayış çerçevesinde yönetildi ve hatta yönetilmeye devam edilmektedir. Bununla birlikte dijitale doğan finansal kurumlar müşteriyi merkeze alan (customer centric) yapılanma ile süreçlerini tasarlamaya başladıkları için, yaklaşımları çok daha uygulanabilir ve erişilebilir modellere dayandığına şahitlik ediyoruz.
Müşteri bir anlamda finansal hizmete ulaşmak adına çaba harcamak yerine, ihtiyacını karşılarken finansal hizmetin/fonksiyonun görünmez biçimde sürecin içinde yer almasını beklemektedir. Aslında temel yaklaşım isterlerini karşılarken, doğal bir süreç aktivitesi şeklinde finansal hizmeti tüketmek üzerine kurulu bir metodoloji talep edilmektedir. Örneğin bir e-ticaret uygulamasından alışveriş yaparken gerekli olan krediyi uygulama içerisine dahil edilen entegrasyonlar sayesinde tüketmek istenmektedir. Ya da bir araç satın alırken kasko ve trafik sigortası tekliflerini çoktan seçmeli mimari içerisinde tümüyle dijital üzerinden satıl almak istenmektedir. Çok fazla farklı örnekler verilebilir, işte bunlar halihazırda çevremizde deneyimlemeye başladığımız basit ve yalın gömülü finans denemeleridir. Bu sayede aslında finansal şirket ve süreçlerin uygulama kapsamında görünürlüğü azalmakla birlikte, kullanım kolaylığının etkisi ile kullanılabilirliği artmaktadır.
İşte tam olarak bu noktadan hareketle gelecekte, ürün eksenli davranarak müşterinin yaşamaktan kaçtığı bu eski yönlendirmeler yerine, müşterinin dahil olduğu ve yoğun olarak kullandığı ekosistemlere hizmet sunan platformlar haline dönüşenler olacaktır.
Yaraya Merhem Olmak: Yeterli Dil Modeli ve Uygulanabilir Yapay Zeka Senaryoları
Son birkaç yıldır hepimizin derdi; tekrarlanan yalın ve basit işleri oldukça karmaşık sorunları ele alabilme yeteneğine sahip ve fakat işveren maliyeti yüksek olan çalışandan ziyade, kural bazlı çalışabilen ve çok daha efektif olabilen Robotik Süreç Otomasyonu (RPA – Robotic Process Automation) uygulamaları sayesinde süreç operasyonlarının daha efektif hale getirilmesidir. Tabi bu süreci aslında kural bazlı çalışan otomasyon aktivitelerinden sıyırarak sözüm ona “Yapay Zeka Asistanı” diyerek afişe edilen durumlara şahitlik ediyoruz.
Veri hassasiyeti, tutarlılık ve sürdürülebilirliği ön planda tutan finans sektöründe ise yapay zeka odağa alınarak, kritik süreçler olan Müşteri Derecelendirme, Kredi Değerlendirme, İşlem Analizi ve Dolandırıcılık Tespiti, Müşteri Etkileşimleri Bazlı Ürün Dönüşümleri vb. gibi aktiviteler bu minvalde gözden geçirilmekte ve yeniden tanımlanmaktadır. Ve hatta bu süreçlerin bazıları hizmet sunulan ekosistemlere entegre şekilde platform fonksiyonu olarak konumlandırılabilmektedir.
Aslında bu projeler sayesinde insan beynini çok daha verimli hale getirebilecek; büyük veriyi çok katmanlı mimarilerden geçirerek (bir anlamda veriyi istenilen girdi parametreleri dahilinde süzgeçten geçirerek) sunulan, “Karar Destek” ve hatta “Karar” mekanizmaları haline getirebilecek mimariler oluşturulabilmektedir.
Bir önceki yazımda da detaylıca ele aldığım üzere, sürece özgü doğru veri şemaları ile eğitilen yeterli dil modelleri dahilinde, eskiden uzun iş aktiviteleri gerektiren kararlar modellerin veri işleme yetenekleri sayesinde çok daha tutarlı, çok daha izah edilebilir ve güven aralığı yüksek hata payı son derece düşük sonuçlara kavuşulabilecektir.
Dijital Güven: Dijital Dünyanın Yeni Teminatı
İnsanlığın en hassas veri türlerinin başında gelen finansal verilerin önemi, tarih boyunca her geçen dönemde artmaktadır. Ortaya çıkan ihtiyaçlar nispetinde finansal kurumlar ile veri entegrasyonların artması sonucunda finansal verilere atfedilen değerler her zamankinden daha fazla hale gelmiş olup, bu verilerin korunması ise gitgide zorlaşmaktadır.
Önceleri en büyük finansal kurum en güvenilir finansal kurum iken, bugün ise dijital yeteneklilik ve dayanıklılık ön plana çıkmaktadır. Geçmiş dönemde şube ağının büyüklüğüne dikkat edilen finansal kurumlarda; artık siber dayanıklılık yeteneklerine, veri koruma mekanizmalarına ve verilen hizmetlerin çeşitliliğine ve sürekliliğine dikkat buyurulmaktadır.
Zira süreçlerinizin tam da ortasına yerleştirdiğiniz bir algoritmanın, fonksiyonel bir servis olarak otonom bir kredi kararı verirken şeffaf, tutarlı ve açıklanabilir olması gerekmektedir. Aksi halde bu algoritmalar ile otonom hale getirmeye çalıştığımız süreçler, sürdürülebilir olmayacak ve referans alınarak kurgulanması planlanan sistem inşaları uygulanabilirlikten uzaklaşacaktır. İşte bu noktada artık süreç aktivitelerinin denetlenmesi yerine, kullanılan yapay zeka modelleri ve algoritmaların proaktif denetimi öne çıkacaktır.
Tüm bu hususların ışığında, önümüzdeki dönemde en önemli mottomuzun “Dijital Güven” olarak adlandırılabilecek yeni bir alanın yükselişine tanıklık edeceğimizi düşünüyorum. Muhtemelen bu algoritmaları değerlendirirken ve tasniflerken veri gizliliğine gösterdiği hassasiyet, veri egemenliğine kriterlerine uyumu, veri modeli izah edilebilirliği, algoritmanın denetime yatkınlığı ve yapay zeka kritik etik değerlerine uyumu seçim kriterleri ve rekabet hususları olarak öne çıkacaktır.
Yapay Zeka Yönetişimi: Ülkemiz İçin Avantaj ve Riskler
Girizgahta doneleri ile bahsini ettiğim üzere; Ülkemiz finansal teknolojiler açısından ele alındığında oldukça önemli avantajlara sahiptir. Ödeme sistemlerindeki yüksek penetrasyon, güçlü finansal teknoloji deneyimi, genç ve teknolojiye yatkın kullanıcı havuzu, risk eşiği ve yatırım iştahı yüksek girişimci sayısının gitgide artış göstermesi bu avantajların başında sayılabilir.
Riskler ve dikkat edilmesi gereken unsurların başında ise tam olarak anlaşılmayan veri güvenliği ve son zamanlarda biraz daha anlaşılmaya başlanılan veri egemenliği (data sovereignty) gelmektedir.
Veri güvenliği sektörel düzenleyici ve denetleyici kurumlar (BDDK, SPK, BTK vb.) ile Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi gibi resmi ekosistem ve iş geliştirme platformlarının büyük katkıları sayesinde önemli seviyede dikkate alınmaya başlanmıştır. Bu dikeyde her ne kadar önemli bir yol katedilmiş olsa da özellikle yapay zeka dil modellerine verilerin plansızca paylaşılması nedeniyle önemli sıkıntılar yaşanmadan bazı aksiyonlar alınmalı ve uyum kapsamında yeni mevzuatlar düzenlenmelidir. Bu noktada tedbir almadan yapılan hassas veri paylaşımlarının ileride olası dertleri ile uğraşmamak adına bu sürecin mümkün olduğunda herkes tarafından anlaşılabilir kılınması adına ikincil düzenlemeler oluşturulmasında fayda vardır. Zira majör noktalardaki verilerimizde yaşanacak olası kayıpların, egemenliğimizi tehlikeye sokabilecek boyutlara varabileceği unutulmamalıdır. İşte bu sebeple, ülkesel veri merkezlerimizin olası ihtiyaçlar düşünülerek planlaması ve konumlandırılması önümüzdeki dönemin en iyi yönetilmesi gereken risklerindendir.
Bahsini etmiş olduğumuz hassas finansal verilerin ulusal sınırlar içindeki veri merkezlerinde kalması ve mümkün olduğunca yerli güvenlik ürünleri ile korunması son derece elzemdir. Zira bu altyapılar üzerinde konumlandırılacak yapay zeka mimarileri üzerinde oluşturulabilecek kritik karar mekanizmalarının manipüle edilmemesi, açıklanabilir olması, şeffaf ve denetlenebilir olması ve kurumsal bilgi birikiminin dış servis sağlayıcılara aşırı bağımlı hale gelmemesi stratejik önem taşımaktadır. Yapay zeka yönetişimini; olgun ve detaylıca düşünülerek konumlandırılan strateji beyanı, politika, yönetmelik ve sair destekleyici düzenlemeler ile zenginleştirilmesi benzeri riskleri yönetmek noktasında önemli olacaktır.
