AlbarakaTech Global Pazarlama ve İş Geliştirme Müdürü Nuh Coşkun Yağmur, Fintechtime Ağustos sayısı için yazdı “Yarının Bankacılığı”.
“Bankacılıkta dijitalleşme artık tek başına rekabet avantajı sağlamıyor. Yeni dönemde fark yaratan unsur, finansal hizmetlerin daha akıllı, daha öngörülü ve ekosistem odaklı bir yapıya kavuşması olacak. Yapay zekâ, veri analitiği, açık finans, gömülü finans ve RegTech çözümleri bankaların çalışma biçimini yeniden şekillendirirken, başarı tek başına teknoloji yatırımıyla ölçülmeyecek. Güçlü iş birlikleri kurabilen, veriyi anlamlı içgörülere dönüştürebilen ve güveni teknolojinin ayrılmaz bir parçası haline getiren kurumlar öne çıkacak. Türkiye ise güçlü bankacılık altyapısı, gelişen fintek ekosistemi ve dijital ödeme sistemleri sayesinde bu dönüşümde önemli bir fırsata sahip bulunuyor.”
Bankacılık sektörü uzun yıllardır dijital dönüşümün merkezinde yer alıyor. Ancak artık geldiğimiz noktada açıkça görülüyor ki “dijital bankacılık” kavramı tek başına geleceğin finansını tanımlamaya yetmiyor. Mobil uygulamalar, internet şubeleri, dijital kanallardan müşteri edinimi gibi teknolojiler artık rekabet avantajı değil, sektörün temel standartları haline gelmiş durumda. Bu sebeple, önümüzdeki dönemin asıl dönüşümü, finansal hizmetlerin dijitalleşmesinden çok akıllılaşması olacak.
Yarının bankaları yalnızca işlem yapan kurumlar olarak sınırlı kalmayıp veriyi anlayan, müşterisini tanıyan, riskleri öngören, regülasyonları etkin yönetebilen organizasyonlara dönüşecek. Bu dönüşümün mimarları ise yalnızca bankalar olmayacak. Fintekler, teknoloji şirketleri, yapay zeka odaklı girişimler, regtech oyuncuları ve açık bankacılık ekosistemleri hep birlikte yeni finansal mimariyi şekillendirmeye devam edecek.
Bankacılık Artık Bir Platform Ekonomisi
Yakın geçmişe kadar bankalar tüm finansal hizmetleri kendi bünyelerinde geliştirmeye çalışıyordu. Diğer bir ifadeyle, müşterinin ana bankası olmaya çaba gösteriyorlardı. Bugün ise dünya farklı bir noktaya evriliyor. En başarılı bankalar artık her şeyi yapan kurumlar değil, en doğru finans işlemlerini ve iş ortaklarını aynı platformda buluşturabilen ekosistem oyuncuları oluyor. Bir nevi, bankalar artık müşterinin ana bankası olmaktan ziyade ana finans platformu olmaya çalışıyorlar, çünkü asıl rekabet artık burada.
Açık Bankacılık ile başlayan süreç, bugün Açık Finans olarak devam ederken gelecekte Açık Veri yaklaşımıyla ilerleyecek. Bankacılık artık tek başına sunulan bir hizmetten öte; e-ticaret, sağlık, sigorta ve diğer hizmetlerin içine gömülen görünmez bir yeteneğe dönüşüyor. Bu anlamda, Gömülü Finans (Embedded Finance), önümüzdeki yılların en önemli büyüme alanlarından biri olacak. Kredi, ödeme, yatırım, sigorta ve kimlik doğrulama hizmetleri kullanıcıların bankacılık uygulamasına girmesine gerek kalmadan günlük hayatın doğal akışı içinde sunulacak. Bu nedenle, bankalar için asıl soru artık “müşteriyi şubeye nasıl getiririm?” değil, “finansal hizmetimi müşterinin bulunduğu her platforma nasıl taşıyabilirim?” olacak.
Yapay Zeka: Yeni Çalışma Arkadaşı
Yapay zeka pek çok çevre tarafından çoğu zaman yalnızca chatbotlar ve sanal asistanlarla ilişkilendiriliyor. Oysa, bugün gelinen noktada üzere geleceğin bankacılığında yapay zekanın rolü bundan çok daha büyük olacak. Kredi değerlendirme süreçlerinden dolandırıcılık tespitine, müşteri segmentasyonundan yatırım danışmanlığına, operasyonel verimliliğe kadar bankanın neredeyse tüm fonksiyonları yapay zeka tarafından desteklenecek. Üstelik bu dönüşüm yalnızca verimlilik artışı sağlamayacak. Yapay zeka sayesinde bankalar müşterilerini daha iyi anlayacak, finansal ihtiyaçları henüz oluşmadan öngörebilecek ve süper kişiselleştirilmiş ürünler geliştirebilecek. Netice itibariyle, gelecekte rekabet eden şey bankaların büyüklüğü değil, yapay zeka modellerinin doğruluğu, veri kalitesi ve öğrenme kabiliyeti olacak.
Veri: Finans Dünyasının Yeni Sermayesi
Bankaların en büyük avantajı yıllardır sahip oldukları büyük hacimli müşteri verileriydi. Ancak veri tek başına artık yeterli değil, önemli olan veriyi anlamlandırabilmek. Çünkü, bugünün finans dünyasında kurumların başarısı, ne kadar veriye sahip olduklarıyla değil, bu veriyi ne kadar hızlı öngörülere dönüştürdükleriyle ölçülüyor. Gerçek zamanlı analitik, davranışsal modelleme, makine öğrenmesi, üretken yapay zeka ve karar destek sistemleri bankaların rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar haline geliyor. Bu sebepledir ki, veri kalitesi artık teknoloji ekiplerinin iş alanıyla sınırlı kalmıyor, yönetim kurullarının da gündeminde yer alıyor.
Öte yandan, yapay zeka ve veri bilimi ne kadar gelişirse gelişsin finans sektörünün temelinde güven yer almaya devam edecek. Ancak gelecekte güven yalnızca finansal güçle ölçülmeyecek. Müşteriler verisinin nasıl işlendiğini, algoritmaların nasıl karar verdiğini ve kişisel bilgilerinin nasıl korunduğunu bilmek isteyebilecek. Bu noktada “Sorumlu Yapay Zeka” (Responsible AI) ve veri yönetişimi bankaların itibarı açısından kritik öneme sahip olacak. Kredi başvurularının şeffaf şekilde değerlendirilip, eğer olumsuz ise sebebiyle beraber müşteriye bilgi verilmesi de yine Responsible AI alanına giriyor ki küresel finans ekosisteminin önde gelen kuruluşları şimdiden bu isimde departmanlarını kurmaya başladılar. Yakında ülkemizde de bu konseptin kendine yer bulacağını düşünüyorum.
RegTech: Görünmeyen Vazgeçilmez Güç
Finans sektörü daha dijital hale geldikçe güvenlik ve regülasyonların önemi de artıyor. Bankalar artık sadece daha hızlı olmak zorunda değil, aynı zamanda daha şeffaf, daha izlenebilir ve daha uyumlu olmak durumunda. RegTech çözümleri işte tam da bu noktada kritik rol üstleniyor. Yapay zeka destekli uyum kontrolleri, otomatik raporlama, şüpheli işlem analizi, kimlik doğrulama, dijital belge analizi, elektronik imza doğrulama gibi teknolojiler operasyon maliyetlerini azaltırken regülasyonlara uyumu da güçlendiriyor.
Türkiye İçin Büyük Bir Fırsat
Bir dönem bankalar ile fintekler rakip olarak görülüyordu. Bugün ise tablo tamamen değişmiş durumda. Fintekler hız getiriyor. Bankalar ölçek ve güven sağlıyor. Teknoloji şirketleri altyapıyı geliştiriyor. Yapay zeka şirketleri karar mekanizmalarını güçlendiriyor. RegTech firmaları regülasyonlara uyumu kolaylaştırıyor. Artık gerçek rekabet kurumlar arasında değil, ekosistemler arasında yaşanıyor. Rekabeti güçlü iş ortaklıkları kurabilen ekosistemler kazanırken, bunun en büyük faydasını daha hızlı, daha güvenli ve daha kaliteli hizmet alan müşteriler görüyor.
Türkiye genç nüfusu, yüksek dijital bankacılık kullanım oranı, güçlü ödeme sistemleri altyapısı ve girişim ekosistemiyle önemli bir avantaja sahip. FAST, Karekodlu Ödeme, Açık Bankacılık düzenlemeleri, dijital bankalar ve servis bankacılığı modelleri ekosistemin olgunlaşma hızını da artırıyor. Bununla birlikte veri yönetişimi, yapay zeka regülasyonları, siber güvenlik, yetenek yönetimi ve ürün geliştirme konularında yine gideceği yollar var görünüyor. Bu sayede Türkiye yalnızca teknoloji tüketmekle kalmayıp, teknoloji ihraç eden bir finans merkezi haline gelebilecektir. Bunun yolu da bankalar, fintekler, teknoparklar, üniversiteler, düzenleyici kurumlar ve teknoloji şirketlerinin ortak inovasyon kültürünü güçlendirmesinden geçiyor diyebiliriz.
Albaraka Ekosisteminin Dönüşüm Yaklaşımı
Buraya kadar anlattığımız dönüşümün başarılı örneklerinden biri de çalıştığım kurum olan Albaraka ekosisteminde kolayca görülebilir. Albaraka Türk, dijital bankacılık yatırımlarını sadece bir kanal modernizasyonu olarak görmüyor, ekosistem bankacılığı perspektifiyle ele alıyor. Albaraka çatısı altında gelişen bu yaklaşım; teknoloji geliştiren AlbarakaTech Global, girişimcilik ekosistemini destekleyen Albaraka Garaj, girişim yatırım faaliyetleri yürüten APY Ventures ve Insha Ventures, ödeme sistemlerini ve altyapısını güçlendiren Valenspara gibi yapılarla birlikte daha geniş bir inovasyon ağı oluşturuyor.
AlbarakaTech Global’in yapay zeka, dijital kimlik, elektronik imza, API ve açık bankacılık, doküman analizi, güvenlik ve finansal teknoloji çözümleri hem grup şirketlerinin hem de tüm finans ekosisteminin dijital dönüşümüne katkı sunuyor. Bu yapı aslında bankaların gelecekte nasıl konumlanacağına dair önemli bir ipucu da veriyor. Artık değer üreten kurum sadece bankalar değil, banka etrafında oluşan teknoloji ve inovasyon ekosistemi olacak.
Sonuç olarak, yarının bankacılığının daha fazla dijital kanal geliştirmekten ibaret olmayacağını söyleyebiliriz. Asıl dönüşüm yapay zekanın karar süreçlerine entegre olduğu, verinin stratejik bir sermayeye dönüştüğü ve finansal hizmetlerin hayatın içine görünmez biçimde yerleştiği yeni bir dönemi ifade ediyor. Dolayısıyla, gelecekte başarı, en fazla şubeye veya en büyük teknoloji bütçesine sahip olmaktan geçmeyecek; en güçlü iş birliklerini kurabilen, en doğru veriyi kullanabilen ve müşteriye gerçek anlamda değer üretebilen ekosistemleri oluşturmakla mümkün olacak.
