Rasyonet Sistem Analist Yardımcısı Niran Yaşar, Fintechtime Ağustos sayısı için yazdı “Türkiye Ekonomisinde Karmaşık Tablo: Büyüme, İşsizlik ve Tüketici Güveni”.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haziran ayı toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 8,5’ten yüzde 15’e yükselterek 27 ay sonra ilk kez faiz artışına gitti. Ayrıca, TCMB’nin son Para Politikası Kurulu Kararı Raporu’nda enflasyonun belirgin bir şekilde düşüşe geçene kadar parasal sıkılaşmanın devam edeceği sinyalleri veriliyor.

 

 

Pandemi, savaş ve depremin oluşturduğu kırılımlar nedeniyle Türkiye ekonomisinde önemli gelişmeler yaşanmaktadır ve bu gelişmeler, ülkenin ekonomik durumu ve geleceği üzerinde etkili olabilecek faktörleri ortaya koymaktadır. Bu nedenle, bu makalede Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmeleri analiz edecek ve ekonomik trendlerin yatırımcılar ve piyasalar üzerindeki etkisini ele alacağız. Böylece, Türkiye ekonomisinin mevcut durumunu anlamak ve gelecekteki olası yönünü tahmin etmek için temel bir bilgi sağlamış olacağız.

Türkiye ekonomisinde enflasyon sorunu büyük bir önem arz etmektedir. 2023 yılının haziran ayında yıllık TÜFE yüzde 38,21 olarak açıklandı. Türkiye, Arjantin’den sonra G20 ülkeleri arasında en yüksek ikinci enflasyona sahip olan ülke konumunda. Diğer büyük ekonomilerde enflasyon oranları düşerken, Türkiye’nin enflasyonu hala uzun dönem ortalamalarının üzerindedir. Maliyet yönlü baskılar ve iç talebin güçlü seyri fiyatları artırmaktadır.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haziran ayı toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 8,5’ten yüzde 15’e yükselterek 27 ay sonra ilk kez faiz artışına gitti. Ayrıca, TCMB’nin son Para Politikası Kurulu Kararı Raporu’nda enflasyonun belirgin bir şekilde düşüşe geçene kadar parasal sıkılaşmanın devam edeceği sinyalleri veriliyor.

 

TCMB, enflasyonu kontrol altına almak ve fiyat istikrarını sağlamak amacında. Ancak enflasyonun düşüşe geçmesi için sürekli bir sıkılaşma politikasının devam etmesi gerekmekte. Bu durum, ekonomide kısa vadede belirli zorluklar yaratabilir, ancak uzun vadede enflasyonun düşmesi ve ekonomik istikrarın sağlanması hedeflenmektedir.

Ülke ekonomisinde geçtiğimiz 27 aydır uygulanan para politikaları hedefinde ekonomik büyüme olduğu için güncel verilere göre G20 ülkeleri arasında en yüksek büyüme kaydeden dördüncü ülke konumundayız. Ayrıca 2023 yılının ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 4 oranında büyümüş, GSYH’ya en yüksek katkı ise yüzde 12,4 ile hizmet sektöründen gelmiştir. Emsal ülkelerle karşılaştırıldığında daha yüksek büyümeye sahip olunduğundan, kamu borcunun ekonomik üretime oranlandığı ve ülkenin mali sağlığı hakkında bilgi veren kamu borcu/GSYH oranı da daha olumludur.

Küresel ekonominin en büyük 20 ekonomisi ile karşılaştırdığımızda, Türkiye, yüzde 31,7 değeriyle en düşük kamu borcu/GSYH oranına sahip dördüncü ülkedir. Diğer ekonomik göstergeleri analiz edecek olursak, 2023 yılının mayıs ayında Türkiye’nin işsizlik oranının yarım puan azalarak yüzde 9,5’e gerilemesi, ekonomik toparlanmada olumlu bir sinyal olarak değerlendirilebilir. Ayrıca bir önceki aya göre düşüş yaşayan işsizlik oranı, istihdamda bir miktar iyileşme olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, asgari ücretin brüt 13 bin 414 TL (net 11 bin 402 TL)’ye yükselmesiyle birlikte işverenlerin maliyetleri artmıştır, yani bu artışlar önümüzdeki dönemlerde bazı sektörlerdeki istihdam üzerinde baskı oluşturabilir.

2023 yılının mayıs ayında sanayi üretimindeki yıllık yüzde 0,2’lik küçülme ise ekonomik faaliyetlerdeki zayıflığın bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Buna rağmen, bütçe dengesinin Mayıs 2023’te 118,9 milyar TL fazla vermesi olumlu bir gelişme olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum, kamu maliyesinde bir denge sağlandığını ve mali disiplinin sürdürüldüğünü göstermektedir. Bununla birlikte cari denge de 2023 yılının mayıs ayında 7.9 milyar dolar açık vererek bir önceki aya göre yüzde 46 oranında genişlemiştir. Bu, dış ticaret açığının arttığını ve dış kaynaklara olan bağımlılığın devam ettiğini göstermektedir.

Tüketici güveninin düşmesi ise tüketici harcamalarında bir tereddüt olduğunu gösterirken, konut sektöründeki fiyat artışları ve daralan arz, sektördeki talep ve arz dengesinin bozulduğunu yansıtmaktadır. Haziran 2023 dönemine ait konut satışlarının aylık yüzde 26, yıllık ise yüzde 44 düşmesi ve yalnızca 88 bin 636 konut satışı olması da bu bozukluğun kanıtı niteliğindedir.

Türkiye ekonomisindeki son gelişmeler, birçok farklı etkene bağlı olarak karmaşık bir tablo çizmektedir. İşsizlik oranının gerilemesi ve bütçe dengesindeki iyileşme olumlu sinyaller verse de enflasyonun yüksek kalması, sanayi üretimindeki küçülme ve tüketici güvenindeki düşüş gibi faktörler de dikkate alınmalıdır. Kısacası bu süreçte, yatırımcı güveninin kazanılması, ekonomik göstergelerin istikrara kavuşması ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi, ülke ekonomisi için kritik bir rol oynamaktadır.