Tesan Genel Müdürü Ahmet Erdoğan ile Fintechtime Nisan sayısı için gerçekleştirdiğimiz röportaj yayında.
“Teknoloji ve telekomünikasyon sektörünün en güçlü oyuncularından Tesan, global markası ttec ve geniş distribütörlük ağıyla pazarın yönünü belirlemeyi sürdürüyor. Küresel enflasyon ve sıkı para politikalarının teknoloji perakendesini zorladığı bir dönemde finansal disiplinden taviz vermeksizin yurt dışı açılımlarını hızlandıran Tesan’ın Genel Müdürü Ahmet Erdoğan ile bir araya geldik. Bugüne kadar 100 milyondan fazla ttec ürününü tüketicilerle buluşturan kurum, Orta Doğu ve Avrupa pazarlarındaki büyümesini Dubai ve Rusya depo yatırımlarıyla desteklemeyi hedefliyor. Gerçekleştirdiğimiz röportajda küresel pazar hedeflerinden Ar-Ge yatırımlarına, tüketici elektroniğindeki yapay zeka devriminin pazarı nasıl domine edeceğine kadar uzanan geniş bir yelpazede markanın 2026 vizyonunu konuştuk.”
Ahmet Bey, 2025 yılı küresel enflasyon ve sıkı para politikalarının gölgesinde teknoloji perakendeciliği ile distribütörlük ekosistemini ciddi şekilde test eden bir dönem oldu. Söz konusu zorlu makroekonomik koşullar altında Tesan Genel Müdürü sıfatıyla bilanço yönetimi, işletme sermayesi optimizasyonu ve operasyonel kârlılık tarafında hangi stratejik adımları attınız?
2025 yılı teknoloji sektörü açısından oldukça hassas dengelerin gözetildiği bir dönem oldu. Finansman maliyetlerinin yükseldiği ve kur hareketlerinin yoğunlaştığı bir ortamda distribütörlük iş modelinde hız ve esneklik daha da kritik hale geliyor. Bu nedenle TESAN olarak yıl boyunca özellikle stok yönetimi, talep öngörüleri ve portföy optimizasyonu üzerinde yoğunlaştık. Hızlı değişen talep dinamiklerini yakından izleyerek ürün planlamamızı daha çevik hale getirdik ve operasyonel süreçlerde verimlilik artırıcı adımlar attık. Aynı zamanda teknoloji distribütörlüğünde uzun vadeli sürdürülebilirliği sağlayan en önemli unsurlardan biri olan güvenilir iş ortaklığı modelimizi korumaya ve ekosistemimizin dayanıklılığını güçlendirmeye odaklandık.
Kur ve faiz volatilitesinin yüksek seyrettiği dönemlerde tedarik zinciri finansmanı hayati bir önem taşıyor. İş ortaklarınızın finansmana erişimini kolaylaştırmak adına fintech ekosistemiyle geliştirdiğiniz modeller var mı?
Teknoloji distribütörlüğü, geniş bir kanal yapısı ve çok sayıda iş ortağını kapsayan bir ekosistem. Bu nedenle finansal sürdürülebilirlik yalnızca distribütör için değil, tüm kanal yapısı için kritik bir konu. Bu noktada dijitalleşmenin sunduğu imkanlardan faydalanarak ticari süreçleri daha hızlı ve şeffaf hale getiren altyapılara yatırım yapıyoruz. Tahsilat süreçlerinin dijitalleşmesi, operasyonel hızın artması ve iş ortaklarının finansal planlamalarını daha sağlıklı yapabilmesi bizim için önemli başlıklar arasında yer alıyor. Finansal teknolojiler tarafındaki gelişmeleri de yakından takip ediyor ve distribütörlük ekosisteminin ihtiyaçlarına cevap verebilecek yeni nesil çözümleri değerlendirmeye devam ediyoruz.
ttec markası mobil aksesuar pazarında güçlü bir konumda. Bu başarıyı yurt dışı açılımlarla büyütme hedefiniz kapsamında 2026 ajandanızda hangi pazarlar öne çıkıyor?

ttec bugün farklı coğrafyalarda milyonlarca kullanıcıya ulaşan bir marka haline geldi. Bugüne kadar 100 milyondan fazla ttec ürününün tüketicilerle buluşmuş olması, markanın global ölçekte yakaladığı ölçeğin önemli bir göstergesi. Önümüzdeki dönemde özellikle Orta Doğu ve Avrupa pazarlarında büyümeyi hızlandırmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda Suudi Arabistan, Rusya, İngiltere, Almanya ve Mısır stratejik olarak odaklandığımız pazarlar arasında yer alıyor. Ayrıca bölgesel operasyonlarımızı desteklemek amacıyla planladığımız Dubai ve Rusya depo yatırımları, uluslararası pazarlardaki büyümemize lojistik anlamda önemli bir katkı sağlayacak.
Küresel pazarlara entegre olurken ttec markasının rekabet avantajını hangi unsurlar üzerine inşa ediyorsunuz?
Mobil aksesuar kategorisi son derece rekabetçi. Bu yüzden markayı farklılaştıran unsurların tasarım, kullanım kolaylığı ve erişilebilir fiyat eksenlerinde net ve tutarlı olması gerekiyor. ttec’i konumlandırırken, ürünleri yalnızca teknik birer aksesuar olarak değil; insanların günlük yaşamlarının bir parçası haline gelecek, yanlarından ayırmayacakları, masalarında, çekmecelerinde ve araçlarında daima onlarla olacak teknoloji ürünleri olarak tasarlıyoruz. Felsefemiz, ulaşılabilir lüks ve premium deneyimi gerçek yaşamın satın alma alışkanlıklarına taşımak; kaliteyi ve ayrıcalığı herkesin hayatına dokunan bir deneyime dönüştürmektir. Bu yaklaşım, farklı kullanıcı segmentlerine hitap etmemizi sağlarken markanın uluslararası pazarlarda kolayca adapte olmasına da katkı sunuyor. Sonuç olarak hedefimiz, çevrelerinde topluluklarda wow etkisi yaratan, estetik ve fonksiyonelliği birleştiren ürünler sunmak ve ttec’i hem tasarım hem de deneyim açısından tercih edilen bir marka haline getirmektir.
Giyilebilir teknolojiler ve akıllı ev sistemleri tüketici elektroniği pazarını dönüştürüyor. Bu dönüşüm doğrultusunda ttec ürün ekosistemini genişletmeye yönelik çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Tüketici elektroniği pazarı son yıllarda oldukça hızlı bir dönüşüm geçiriyor. Bu dönüşümün merkezinde ise mobil cihazlarla entegre çalışan giyilebilir teknolojiler ve günlük yaşamı kolaylaştıran akıllı ürünler yer alıyor. ttec olarak ürün portföyümüzü şarj teknolojileri, ses ürünleri, giyilebilir teknoloji, çocuk teknolojileri ve fonksiyonel teknoloji ürünleri olmak üzere beş ana kategori altında konumlandırıyoruz. Özellikle akıllı saatler, çocuk teknolojileri ve mobil yaşamı destekleyen şarj çözümleri önümüzdeki dönemde yatırım odağımızda yer alıyor. Bu alanlarda hem tasarım hem de kullanıcı deneyimi tarafında farklılaşan ürünler geliştirmeye devam ediyoruz.
Teknoloji distribütörlüğünde katma değerli hizmetler giderek önem kazanıyor. Bu alanda büyüme stratejiniz nasıl şekilleniyor?

Teknoloji distribütörlüğü artık yalnızca ürün tedarik etmekten ibaret değil. Markaların pazara doğru şekilde konumlanması, satış sonrası süreçlerin yönetimi ve kanal tarafındaki operasyonların desteklenmesi gibi birçok alan bu yapının parçası haline geliyor. TESAN olarak biz de distribütörlük faaliyetlerimizi bu geniş perspektifle ele alıyoruz. İş ortaklarımıza proje desteği, teknik servis, lojistik ve satış sonrası hizmetler gibi birçok farklı alanda destek vererek değer yaratmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu hizmetleri çeşitlendirerek distribütörlük modelimizi daha güçlü bir teknoloji ekosistemi haline getirmeyi amaçlıyoruz.
Yapay zeka destekli donanımların yaygınlaşması distribütörlük yapısını nasıl etkiliyor?
Yapay zekâ destekli cihazların yaygınlaşması teknoloji ekosisteminde yeni bir dönüşüm başlatıyor. Akıllı cihazların artmasıyla birlikte ürünlerin teknik özellikleri kadar entegrasyon ve kullanıcı deneyimi de önem kazanıyor. Bu durum distribütörlük modelini de doğrudan etkiliyor. Çünkü markaların yalnızca ürünlerini değil, bu ürünlerin kullanım süreçlerini destekleyen servis yapılarını da pazara sunması gerekiyor. TESAN olarak biz de altyapımızı bu yeni teknoloji trendlerine uyum sağlayacak şekilde geliştiriyor ve temsil ettiğimiz markaların pazarda güçlü bir konum elde etmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz.
Röportajımızı 2026 hedefleriyle tamamlamak isterim. Tesan için büyüme beklentileriniz ve Türkiye teknoloji sektörüne dair öngörüleriniz nelerdir?
Teknoloji sektörü, değişken ekonomik koşullara rağmen uzun vadede büyümesini sürdüren dinamik bir alan. Özellikle mobil teknoloji kullanımındaki artış ve dijitalleşmenin hız kazanması, sektörün gelişimini destekleyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Biz de 2026 yılında hem ttec markasının uluslararası pazarlardaki büyümesini hızlandırmayı hem de ürün portföyümüzü yeni teknolojilerle zenginleştirmeyi hedefliyoruz. Türkiye pazarı açısından baktığımızda ise genç nüfus, yüksek teknoloji adaptasyonu ve e-ticaretin hızla büyümesi sektörün önümüzdeki yıllarda da gelişmeye devam edeceğini gösteriyor.
