kudret_elciboga
İbrahim Kudret Elçiboğa
ATLASGLOBAL
FRAUD VE CHARGEBACK MÜDÜRÜ

Halk dilinde “kart kırdırma” olarak da adlandırılan POS tefeciliği, zaman içinde kart sahtekarlığı vakalarına yol açıyor. Peki bu POS tefeciliğini kimler yapıyor? Yürürlükteki kanuna göre cezai yaptırımları nelerdir?

Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verme tefecilik olarak adlandırılıyor. POS tefeciliği ise, herhangi bir mal teslimi veya hizmet sunulmadan işyeri tarafından POS’un amaç dışı kullanılarak haksız kazanç elde edilmesidir.

POS tefeciliği günümüzde genel olarak kredi kartından çekim yapılması karşılığında nakit para alınması veya kredi kartı borçlarının ödetilmesi şekilde iki ayrı yöntemle yapılıyor:

  1. Paraya ihtiyacı olan kişi, aralarında mal alışverişi olmaksızın POS cihazından kredi kartıyla çekim yaptırıp karşılığında komisyon tutarını düşürerek nakit para alır.
  2. Kredi kartı borçlarının ödenmesi karşılığında, ödenen tutara bir miktar komisyon da ekleyerek yine aralarında mal alışverişi olmaksızın POS cihazından kredi kartına çekim yapılması suretiyle gerçekleştirilir.

En çok kuyumcular ve kontör bayileri uyguluyor

Ülkemizde POS tefeciliği en fazla kuyumculuk sektörü ve kontör bayilerinde görülüyor. Gerçekte altın ve kontör satışı olmadığı için, satılmış gibi gösterilen fatura sahte belge olarak kabul ediliyor ve POS sahibi için hem para cezası hem de hapis cezası olarak yaptırımları mevcut. 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 36. maddesinde üye işyerleri ile yapılan sözleşmelerin tamamında da POS makinelerinden herhangi bir mal teslimi ve hizmet ifası olmaksızın işlem yapılamayacağı açıkça belirtilmektedir.

POS tefeciliği özellikle 2013 yılından sonra büyük bir artış gösterdi. BDDK tarafından 2013 yılında başlayan kredi kartlarına ve bireysel ihtiyaç kredilerine yönelik düzenlemeler, POS tefeciliğine kaymalara neden oldu. BDDK tarafından yapılan bu düzenlemeler başta hane halkı borçluluğunun azaltılması, tasarrufların artırılması ve cari açığı artıran üretken olmayan harcamaların kısıtlanmasını amaçlamıştı. Bu düzenlemeler ile önce kredi kartı limitleri için sınırlama getirildi, daha sonra nakit çekim ile ilgili sınırlama ve asgari ödeme oranlarının artırılması derken sonra da kredi kartı taksitlendirilmesine sınır geldi.

Ülkemizde POS tefeciliğine zemin oluşturan unsurları irdelediğimizde şu maddeler karşımıza çıkıyor:

  • Birden fazla kredi kartı sahibi olma eğilimi.
  • Mevcut gelir seviyesinin çok üstünde limitlerle kredi kartlarına sahip olmak.
  • Borcu borçla kapatmaya alışmak.
  • Kredi kartları aracılığıyla gelirinin çok üstünde harcama yapmak.
  • Kredi kartını bir ödeme aracı değil, kredi aracı olarak kullanma alışkanlığı.

Tüm bu unsurları ele aldığımızda, halk dilinde “kart kırdırma” olarak da adlandırılan POS tefeciliği, zaman içinde kart sahtekarlığı vakalarına da yol açtı.

Adım adım POS tefeciliği

Bu sahtekarlığın senaryosu kısaca şöyle:

  1. Kart sahipleri ve işyeri kendi aralarında anlaşır.
  2. İşyeri POS cihazından anlaşmalı kart sahiplerinin kartları ile çekimler gerçekleştirir.
  3. Kart sahipleri ve işyeri arasında sahte bir hizmet/ürün sözleşmesi düzenlenir.
  4. Kartlardan çekilen tutarlar karşılığında ileri tarihli hizmet/ürün teslimi yapılacağı kağıt üzerinde beyan edilir.
  5. İşyeri, POS cihazını kullandığı bankasından işlemlerin parasını alır ve ortadan kaybolur.
  6. Anlaşmalı kart sahipleri hizmet/ürün alınamadı diye bankalarına harcama itirazında bulunur.
  7. Gerçek herhangi bir hizmet/ürün teslimatı olmadığı için ve kart sahiplerinin elinde ileri tarihli hizmet/ürün teslim edileceğine dair bir sözleşme olduğu için harcama itirazı (Chargeback) sürecinin finansal sorumluluğu işyerine kalır.
  8. İşyeri de ortada olmadığı için POS sahibi banka tutarı tahsil edemez ve banka zararı oluşur.

Bu sahtekarlık çok önemli bir boyuta geldi ve bankalar ciddi zararlara uğramaya başladılar. Türkiye Bankalar Birliği konuyla ilgili bir düzenleme yapmak zorunda kaldı. Resmi olarak yapılan tanımlamaya göre, POS cihazları, banka kartları veya kredi kartlarının amaç dışı kullanılması suretiyle yapılan muvazaalı işlemler fiktif işlem olarak adlandırıldı.

Mesleki tanzim kararına göre,

  • Kesinleşmiş bir yargı kararı varsa;
  • Kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilmiş bir idari kararı varsa;
  • Fiktif İşlem Değerlendirme Komitesi kararı varsa;

işyeri fiktif işlem yapmış olarak kabul edilmektedir.

Ayrıca fiktif işlem yaptığı tespit edilen işyerine uygulanacak yaptırımlar mesleki tanzim kararında aşağıdaki gibi yer almaktadır:

  • İşyerine ait bütün POS terminalleri işleme kapatılır.
  • İşyeriyle bir yıl süre ile bankalar anlaşma yapamaz ve POS tahsis edemezler.
  • Beş yıl içinde aynı eylemin tekrarı halinde üç yıl olarak cezai süre uygulanır.

Türkiye Bankalar Birliği’nin mesleki tanzim kararında, kendisine tanzim edilmiş fiziki POS ve sanal POS’ları bayi alt-bayi ilişkisi ile kullandıran işyerleri içinde bir düzenlemesi var. Bu düzenleme ile alt işyerlerinin ayrıştırılması amaçlanıyor. Karar 01.01.2016 tarihinde yürürlüğe girdi. Sigortacılık, hava taşımacılığı ve seyahat acenteleri için ise 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe girecek.

Bankalar fiktif işlemler nedeniyle önemli tutarda zarara uğradıkları için, yukarıda belirtilen kararları almak ve uygulamak zorunda kaldılar. Bu kararlara rağmen hala tam olarak önüne geçilebilmiş ve tamamen ortadan kaldırılmış bir durum yok. 6493 no’lu yasa ile Türkiye’de lisanslı olarak ödeme hizmetleri sunan şirketler için de fiktif işlemler konusu önemli.

Bankalardan konu ile ilgili yaptırımlar nedeniyle POS alamayan sahtekarların, bu şirketlere yöneldiği veya yönelmeye çalıştığı aşikar. Bankaların yaşadığı süreçten dersler çıkararak, ödeme hizmeti sunan şirketlerin fiktif işlemler nedeniyle zarara uğramaması en büyük dileğimiz.