Kurumsal Teknoloji Mimarı Furkan Doğanay, Fintechtime Kasım sayısı için yazdı “Tokenizasyonu Bankacılıkta Kullanılabilir Kılan Mimari”.

Bankacılıkta tokenizasyon konuşulurken çoğu zaman önce teknolojiyi ve kullanılacak ağı tartışıyoruz. Oysa benim için başlangıç noktası, tokenın hangi hakkı temsil ettiği ve bankanın kayıtlarıyla nasıl ilişkilendirildiği. Bu makalede, bankalar arası ve sınır ötesi ödemelerde kullanılabilecek tokenlaştırılmış mevduata odaklanıyorum. BIS’in Project Agorá çalışması, gerçek değer taşıyan işlemlerin ortak bir platformda sonuçlandırılabildiğini gösterdi. Ancak bir bankanın bu modeli günlük hizmete dönüştürmesi için ödeme mesajları, müşteri kontrolleri, mutabakat, işlem kesinliği ve likidite yönetimini birlikte tasarlaması gerekiyor. Türkiye’deki FAST altyapısını da göz önünde bulundurarak bu mimarinin hangi sorunu çözebileceğini ve hangi kararların en baştan verilmesi gerektiğini değerlendiriyorum. Bu sorular, teknolojiyi gerçek bankacılık koşullarıyla buluşturmanın en önemli parçası.

Tokenlaştırılmış mevduatta blokzincir ve banka kayıtları nasıl birlikte çalışmalı?

Temmuz 2026’da BIS’in Project Agorá çalışmasında 28 finans kuruluşu ve merkez bankası, 17 farklı senaryoda yaklaşık 800 bin İsviçre frangı tutarında işlem gerçekleştirdi. Gerçek para karşılığı olan değerlerin kontrollü ortamda kullanıldığı testlerde, ödeme talimatının verilmesinden uzlaşmanın tamamlanmasına kadar geçen süre ortalama 80 saniye oldu. Bu sonuç, ortak platform yaklaşımının uygulanabilirliğine ilişkin önemli bir bulgu sundu. Yöntemin mevcut ödeme sistemleri karşısındaki performansı ve üretim ortamındaki ölçeklenebilirliği için daha geniş testlere ihtiyaç var. [1]

Agorá prototipi, bankaların müşteri hesaplarını yönettiği temel bankacılık sistemine veya merkez bankalarının gerçek zamanlı brüt mutabakat sistemlerine doğrudan entegre edilmedi. Bununla birlikte test işlemleri, bu sistemlerle ISO 20022 ödeme ve raporlama mesajları üzerinden iletişim kurdu. Böylece birlikte çalışabilirlik sınandı. Günlük bankacılık operasyonlarının tümünü kapsayan bir entegrasyon ise ayrı bir aşama olarak duruyor. [1]

Odaklandığım konu, bankalar arası ve sınır ötesi ödemeler için tokenlaştırılmış mevduatın mimarisi. Buradaki token, bankanın müşterisine karşı mevduat yükümlülüğünün dijital kayıttaki temsilini ifade ediyor. Stablecoin ve menkul kıymet tokenları farklı hak ve yükümlülükler doğurabildiği için her varlık sınıfının tasarımı kendi koşullarına göre ele alınmalı. BIS’in değerlendirmesine göre tokenizasyon, mevduatın hukuki niteliğini veya bankanın bu mevduata ilişkin sorumluluğunu kendiliğinden değiştirmiyor. Hakların korunması ve devri, ilgili ülkenin hukukuyla birlikte tanımlanmalı. [2]

Tokenın temsil ettiği hak ilk karar

Bir token kimin hangi hakkını temsil ediyor? Bankanın kayıtlarında mevduat hangi hesapta izleniyor? Tokenı elinde tutan kişi, bankadan karşılık gelen tutarı talep etme hakkına sahip mi? Bu sorular yanıtlanmadan teknoloji seçimine geçmek sağlıklı olmaz.

Blokzincir tokenın hareketini gösterirken bankanın temel bankacılık sistemi mevduat bakiyesini ve müşteriye karşı yükümlülüğünü izler. Hangi bilginin hangi kayıtta esas alınacağı, olası farkların nasıl tespit edileceği ve düzeltmenin kim tarafından yapılacağı proje başında belirlenmeli.

Project Agorá’da örnek işlem akışı bu ilişkiyi somutlaştırdı. Banka, mevduat tokenını oluşturmadan önce karşılık gelen tutarı kendi sisteminde ayırdı veya belirlenmiş bir hesaba kaydetti. Ödeme talimatı hazırlandı ve gerekli müşteri ile işlem kontrolleri tamamlandı. Ardından fon başka bir işlemde kullanılamayacak şekilde kilitlendi. Gönderici ve alıcı tarafın işlemleri ortak platformda birlikte sonuçlandı. Atomik uzlaşma olarak adlandırılan bu yöntemde işlemin iki tarafı aynı anda tamamlanıyor. Koşullar sağlanmazsa işlem gerçekleşmiyor. Alıcının tokenı iade ederek karşılığını istemesi üzerine banka onayıyla fon mevcut ödeme sistemleri üzerinden aktarıldı. [1]

Blokzincirde transferin onaylanması bankanın bütün kayıt işlerinin tamamlandığı anlamına gelmiyor. Ağ üzerindeki onay, işlemin hukuken kesinleşmesi ve banka hesaplarıyla muhasebe kayıtlarının eşleşmesi ayrı aşamalar. BIS’in hukuki incelemesi, katılımcı ülkelerde uzlaşma kesinliğinin sağlanabileceğini ortaya koyarken her ülkenin teknik, operasyonel ve sözleşmesel koşullarına uygun düzenleme ihtiyacını da vurguluyor. [2]

Kontroller işlem akışında yer almalı

Tokenı kim tutacak? Transferi hangi dijital imza onaylayacak? Anahtar kaybolursa erişim nasıl geri kazanılacak? Bir bankanın cüzdan ve saklama mimarisini belirlerken bu soruları birlikte ele alması gerekiyor. Cüzdanı banka yönetiyorsa çalışan yetkileri ve onay mekanizmaları öne çıkıyor. Müşterinin yönettiği yapılarda ise kurtarma süreçleri ve müşteri desteği daha fazla önem kazanıyor.

İşlem limitleri, transfer yapabilecek tarafların tanımı ve uyum kontrolleri de aynı akışta çalışmalı. Agorá testinde kritik işlemler iki aşamalı onaya bağlandı. İşlem durumları görünür kılındı, hesap ekstreleri üretildi ve aksaklık halinde uygulanacak geri dönüş adımları önceden tanımlandı. [1]

Bankanın kendi sisteminde “talimat alındı”, “kontroller tamamlandı”, “fon ayrıldı”, “transfer sonuçlandı” ve “kayıtlar eşleşti” aşamalarını ayrı ayrı izlemesi faydalı olur. Aynı ödeme mesajının tekrar gelmesi halinde fonun ikinci kez hareket etmesini önleyen kontroller de başlangıç tasarımının bir parçası olmalı.

Kesintisiz ödeme likidite planı gerektiriyor

Tokenlaştırılmış ödemeler sürekli çalışacak şekilde tasarlanabilir. Agorá’nın Temmuz 2026’daki gerçek değer testleri ise gün içinde önceden belirlenmiş işlem saatlerinde gerçekleştirildi. Dolayısıyla 7/24 çalışma kapasitesi henüz bu testlerle sınanmış bir sonuç olarak değerlendirilemiyor. [1]

İşlemlerin her an sonuçlanabilmesi, bankanın ne kadar fonu ne zaman hazır bulunduracağını da değiştiriyor. Likidite ihtiyacının gün içinde ve günler arasında nasıl karşılanacağı, teknik tasarım kadar önemli. IMF’nin 2026 tarihli tokenlaştırılmış finans çalışması da kesintisiz uzlaşma düzeninin likidite yönetimini ve finansal riskleri yeniden şekillendirdiğine dikkat çekiyor. [3]

Türkiye açısından bakıldığında mevcut ödeme altyapısını hesaba katmak gerekiyor. TCMB’nin FAST sistemi 7/24 çalışıyor ve ödemelerin saniyeler içinde alıcının hesabında kullanılabilir hale gelmesini sağlıyor. Bankalar arası sınır ötesi tokenlaştırılmış mevduatın hedeflediği ihtiyaç ise farklı para birimlerindeki işlemlerin ortak bir platformda sonuçlandırılması. Yeni bir projenin FAST, EFT ve diğer ödeme sistemleriyle nerede buluşacağı, hangi sorunu çözeceği ve gerekli likiditeyi nasıl sağlayacağı baştan açıklığa kavuşturulmalı. [4]

Önce hizmeti, ardından teknolojiyi tanımlayalım

Benim için tokenizasyon projesinin ilk adımı ağ seçimi yapmak yerine sunulacak hizmeti tarif etmek. Para hangi hesaptan gelecek? Tokenı kim tutacak? Transferi kim onaylayacak? Ödeme hangi aşamada kesinleşecek? Bir aksaklık yaşanırsa hangi ekip nasıl müdahale edecek?

Bu kararlar netleştiğinde blokzincir, banka kayıtları, uyum kontrolleri ve likidite yönetimi aynı işleyişin parçalarına dönüşebilir. Tokenizasyonun bankacılıkta sürdürülebilir bir hizmete dönüşmesi de tam olarak bu mimarinin birlikte çalışmasına bağlı.

Kaynaklar
[1] BIS – Project Agorá, Real-Value Testing, Temmuz 2026: https://www.bis.org/project/agora
[2] BIS – Project Agorá: A Shared Programmable Platform for Wholesale Cross-Border Payments, 27 Mayıs 2026: https://www.bis.org/publications/project-agora-shared-programmable-platform-wholesale-cross-border-payments
[3] IMF – Tobias Adrian, Tokenized Finance, 2 Nisan 2026: https://www.imf.org/en/publications/imf-notes/issues/2026/04/01/tokenized-finance-574921
[4] TCMB – Fonların Anlık ve Sürekli Transferi (FAST) Sistemi: https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/fast/fast%20nedir