2024’te fintek dünyasında yıldızı parlayan girişimlerden biri olan MagicPay’in CEO’su Latif Vardar ile Fintechtime Mayıs sayısı için gerçekleştirdiğimiz özel röportaj yayında.
“2024’te fintek dünyasında yıldızı parlayan girişimlerden biri de MagicPay oldu. Küresel ölçekte ödeme almanın karmaşıklığına ve erişim bariyerlerine çözüm sunarak dikkat çeken MagicPay, startuplardan dijital işletmelere kadar geniş bir kitleye ulaşmayı başardı. Tek entegrasyonla 190’dan fazla ülkeden ödeme almayı mümkün kılan ve blockchain ile geleneksel ödeme altyapılarını aynı platformda buluşturan girişim, Finext Hızlandırma Programı birinciliğinin ardından Visa Avrupa İnovasyon Programı’na da seçildi. MagicPay’in ilham verici yolculuğunu, CEO’su Latif Vardar’dan dinledik.”
Sizi biraz tanıyabilir miyiz?
(Girişimciliğe uzanan yolculuğunuz nasıl başladı, bu alana ilginizi ilk ne tetikledi?)
Benim girişimcilik yolculuğum klasik bir başarı hikâyesi değil; daha çok bir uyanışın, bir başkaldırının hikâyesi. 20 yılı aşkın bir süre boyunca kurumsal dünyada beyaz yakalı olarak çalıştım. Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen firmalarında üst düzey pozisyonlarda bulundum. Teknoloji dünyasında birçok projeye liderlik ettim. En bilinen işlerimden biri, Türkiye’de milyonlarca insanın kullandığı hangikredi.com projesiydi. Sonrasında global çapta 36 ülkeye yayılan bir yapı kurarak, Farmasi’nin CIO’su olarak teknolojik dönüşümünü yönettim. Bu projelerim Microsoft’un global başarı hikâyesi (case study) olarak yayımlandı.
Ama yıllar geçtikçe, bazı şeylerin “varmış gibi” yapılmasından, sadece sistemin çarklarını döndürmekten yoruldum. İçimde hep bir şey üretme, kendi değerimi oluşturma arzusu vardı. Her gün aynı masaya oturmak, aynı kalıpların içinde kalmak bana artık dar geliyordu. 40 yaşıma geldiğimde kendime çok net bir soru sordum: “Gerçekten bunu mu yapmak istiyorsun?”
Cevap çok netti: Hayır.
O gün tüm konfor alanımı yıktım. Unvanlarımı, maaşımı, statüyü arkamda bıraktım. Ve bilinmezliğe, ama bana ait olan bir bilinmezliğe doğru yola çıktım. İşte girişimcilik benim için tam olarak bu: kendi gerçeğini inşa etme cesareti.
Bugün artık yalnızca yazılım üretmiyor, aynı zamanda hayal kuranlara alan açıyor, gençlere ilham oluyor, sistemi yeniden tanımlamaya çalışıyorum. Kurduğum MagicPay, Devzone Akademi gibi projelerle hem teknoloji geliştiriyor hem de insanların hayatına dokunuyorum. Bu yolculuk kolay olmadı ama kesinlikle doğruydu.
Çünkü bazen, gerçek değişim sadece sistemin dışına çıktığında başlıyor.
Kendinizi bir girişimci olarak nasıl tanımlarsınız?
Kendimi bir girişimci olarak sadece iş kuran biri değil, sistemi dönüştürmeye çalışan biri olarak tanımlarım. Benim için girişimcilik, var olanla yetinmek değil; “Daha iyisi mümkün” diyebilmektir. Risk almaktan korkmayan, konfor alanını terk etmekten çekinmeyen, gerektiğinde her şeye yeniden başlamayı göze alabilen biriyim.
Uzun yıllar kurumsal hayatta edindiğim deneyimi, artık kendi değerlerimle, kendi vizyonumla birleştirerek ortaya koyuyorum. Her projemde insan odaklı düşünmeye, teknolojiyi gerçekten işe yarar bir şekilde kullanmaya gayret ediyorum. Benim için girişimcilik, sadece ekonomik kazanç değil; fayda üretmek, anlam yaratmak ve iz bırakmak demek.
Aynı zamanda gençlere yol açmak, ilham vermek, paylaşmak da girişimciliğin önemli bir parçası. Bugün kurduğum yapılar sadece ürün ya da hizmet üretmiyor; geleceği şekillendirecek insanlara da dokunuyor.
Kısacası ben kendimi; hayal eden, inşa eden ve sürdüren bir girişimci olarak görüyorum.
Girişiminizi bir cümleyle anlatacak olsanız…
“Girişimim, karmaşık finansal süreçleri herkes için kolay, erişilebilir ve güvenli hâle getirmeyi amaçlayan bir teknoloji hareketidir.”
Bu yola hangi problemi çözmek için çıktınız? “Bu iş böyle gitmez” dediğiniz o an neydi?

MagicPay CEO’su Latif Vardar
Aslında bu yola çıkışımın temelinde biriken onlarca küçük gözlem ve bir büyük farkındalık vardı. Yıllarca kurumsal dünyada, büyük sistemlerin içinde çalışırken şunu çok net gördüm: Birçok şey varmış gibi yapılıyor. Dijitalleşme deniyor ama süreçler hâlâ manuel. İnovasyon deniyor ama kararlar korkuyla alınıyor. İşte o zaman dedim ki: “Bu iş böyle gitmez.”
Özellikle ödeme sistemleri ve finansal teknoloji tarafında hem kullanıcı hem işletme hem de kurum tarafında büyük boşluklar olduğunu gördüm. Çoğu platform ya kullanıcı deneyimini göz ardı ediyor, ya da sadece teknik tarafı düşünüp insanı unutuyordu. Bu beni rahatsız etti. Herkes çözüm sunuyor gibi görünüyordu ama aslında kimse gerçekten çözmüyordu.
Ben de bu yüzden, teknolojiyi gerçekten çözüm üreten, sadeleştiren ve insanlara nefes aldıran bir noktaya taşımak için yola çıktım. MagicPay gibi projelerle bu sistemdeki karmaşayı sadeleştirmeye, herkesin anlayabileceği ve kullanabileceği yapılar kurmaya başladım. Aynı zamanda gençlere, girişimcilere yol açacak yapılar da inşa ettim çünkü değişimin tek bir noktada değil, tabanda başlaması gerektiğine inanıyorum.
Yani bu yolculuk aslında bir başkaldırı değil; bir düzeltme hareketiydi. “Böyle gelmiş ama böyle gitmek zorunda değil” diyebilmenin cesaretiydi.
Bugüne kadar aldığınız en anlamlı geri bildirim neydi? Size “doğru yoldayız” dedirten o sözü hatırlıyor musunuz?
MagicPay yolculuğunda aldığım en anlamlı geri bildirim, ilk global müşterilerimizden birinin söylediği şu cümleydi:
“Siz bizim işlerimizi kolaylaştırmadınız, mümkün kıldınız.”
O an gerçekten durup düşündüm. Çünkü biz MagicPay’i kurarken hedefimiz sadece bir ödeme altyapısı sunmak değildi; karmaşık finansal süreçleri sadeleştirmek, girişimcilerin ve işletmelerin büyümesini hızlandırmak ve finansal sistemin dışında kalmış herkes için bir kapı açmak istiyorduk.
Bir işletmenin sınırlarını aşabilmesini sağlamak, 190’dan fazla ülkeden ödeme alabilmesini mümkün kılmak, onlarca entegrasyonu tek bir noktada birleştirip “globalleşmek” isteyenlere gerçekten erişilebilir bir çözüm sunmak… İşte bu geri bildirim bize şunu gösterdi: doğru yoldayız.
MagicPay artık sadece bir teknoloji değil, bir özgürlük alanı. Ve bu özgürlük, bir girişimcinin işini kurma, büyütme ve dünyaya açılma cesaretini besliyor. İşte bu yüzden her yeni projede, her yeni müşteride kendimize tekrar hatırlatıyoruz:
“Yaptığımız şey sadece ödeme almak değil, insanların önündeki engelleri kaldırmak.”
İlk yatırımınızı ne zaman ve kimden aldınız? Bu sürecin sizin için ne kadar dönüştürücü olduğunu merak ediyoruz.
Henüz yatırım almadık.
Hangi problemi kimin adına çözüyor ve nasıl bir iş modeliyle bunu sürdürülebilir kılıyorsunuz?
MagicPay olarak çözdüğümüz temel problem, küresel ölçekte ödeme almanın karmaşıklığı ve erişim bariyerleri. Startuplar, dijital işletmeler, pazaryerleri ve fintech’ler; özellikle farklı ülkelerden ödeme almak istediklerinde yüksek maliyetler, teknik entegrasyon zorlukları, regülasyon engelleri ve dağınık finansal altyapılarla karşılaşıyorlar.
Biz bu problemi hem ölçeklenmek isteyen startuplar, hem de mevcut operasyonunu dijitalleştirmek isteyen işletmeler adına çözüyoruz. MagicPay ile, tek bir entegrasyonla 190+ ülkeden ödeme alabiliyorlar, kart tipine/döviz cinsine/ülkeye göre akıllı yönlendirme yapabiliyor, APM (alternative payment method) sistemlerini kullanarak yerel pazarlarda rekabet avantajı sağlayabiliyorlar.
Nasıl sürdürülebilir kılıyoruz?
MagicPay yalnızca bir ödeme altyapısı değil, aynı zamanda bir venture builder yaklaşımıyla da hareket ediyor.
- Bünyemizde, büyüme potansiyeli yüksek startuplara teknoloji altyapısı, iş geliştirme desteği ve globalleşme imkânı sunuyoruz.
- Girişimlerin ürün-pazar uyumunu test edebileceği, hızlı MVP çıkarabileceği ve ödemeleri anında yönetebileceği esnek çözümler geliştiriyoruz.
İş modelimiz:
- Kullandıkça öde (transaction-based) komisyon modeli ile çalışıyoruz.
- Büyük ölçekli firmalar ve pazaryerleri için custom API ve white-label çözümler sunuyoruz.
- Startuplar için ise destekleyici altyapı + gelir paylaşım modelleri sunarak birlikte büyüyebileceğimiz bir iş modeli benimsiyoruz.
- Ayrıca SaaS modeliyle, bazı modüllerimizi lisanslayarak farklı ihtiyaçlara göre özelleştirilebilir hale getiriyoruz.
MagicPay bugün yalnızca ödeme alan bir platform değil, global ölçekli girişimlerin büyümesini hızlandıran bir teknoloji partneri, hatta bir büyüme motorudur.
Hedef kitlenizi nasıl tanımlıyorsunuz? Onlara ulaşmak ve fayda sağlamak için nasıl bir yol izliyorsunuz?
Hedef kitlemizi üç ana grupta tanımlıyoruz:
- Globalleşmek isteyen dijital işletmeler ve KOBİ’ler:
E-ticaret yapan, hizmet sunan ya da dijital ürünler satan firmalar, farklı ülkelerden ödeme almak istediklerinde güvenilir, entegre ve esnek bir altyapıya ihtiyaç duyuyor. Bu işletmeler için MagicPay, tüm ödeme sistemlerini tek noktada toplayan, yerel ve global çözümleri kolayca entegre edebilecekleri bir teknoloji partneri.
- Fintech’ler ve pazaryerleri:
Kendi altyapısını kurmakta zorlanan ya da geliştirme sürecini hızlandırmak isteyen platformlar, bizim API-first yaklaşımımızla hızlı şekilde entegre olup global ödeme akışlarını yönetebiliyorlar. Özellikle split payment, kart saklama, 3D secure ve kur bazlı yönlendirme gibi ileri seviye özellikler sunuyoruz.
- Yeni nesil girişimler ve startuplar:
MagicPay aynı zamanda bir venture builder gibi konumlandığı için erken aşama girişimlerin hızlı şekilde MVP çıkmasına, ödeme altyapısını güvenle kurgulamasına ve ilk gelir akışlarını oluşturmasına destek oluyoruz. Girişimlere sadece teknoloji değil; danışmanlık, mentorluk ve iş ortaklığı fırsatları da sunuyoruz.
Onlara nasıl ulaşıyoruz?
- Stratejik partnerlikler: Bankalar, ödeme kuruluşları, e-ticaret altyapı sağlayıcıları ve girişim hızlandırıcıları ile iş birlikleri yaparak hedef kitlemizin bulunduğu ekosistemlere doğrudan erişiyoruz.
- Dijital pazarlama ve içerik stratejileri: Hedef kitlemize yönelik teknik dokümantasyonlar, kullanım senaryoları ve başarı hikayeleri ile organik erişim sağlıyoruz. Bloglar, webinarlar ve eğitim içerikleri ile değer yaratıyoruz.
- Networking & Etkinlikler: Web Summit gibi global organizasyonlara katılarak, hedeflediğimiz girişimciler ve iş ortakları ile bire bir temas kuruyoruz. Bu sayede doğru insanlarla doğru zamanda buluşabiliyoruz.
MagicPay olarak hedefimiz sadece ürün satmak değil; müşterilerimizin büyüme yolculuğunun bir parçası olmak. Bu yüzden sadece bir ödeme çözümü değil, bir büyüme platformu sunuyoruz.
Gelir modeliniz nedir? Ürününüz ya da hizmetiniz, hedef kitlenize hangi değer önerisiyle ulaşıyor?
Gelir Modelimiz:
MagicPay, çok katmanlı bir gelir modeli ile çalışıyor. Amacımız sadece gelir elde etmek değil, farklı profillere göre ölçeklenebilir ve sürdürülebilir çözümler sunmaktır:
- İşlem Bazlı Komisyon (Transaction-Based):
Her başarılı ödeme işlemi üzerinden komisyon alıyoruz. Komisyon oranı, işlem hacmine ve sektöre göre değişkenlik gösterebiliyor.
- White-Label ve API Lisanslama:
Özellikle fintech’ler ve platform çözümleri sunan şirketler için altyapımızı kendi markaları altında sunabilecekleri şekilde lisanslıyoruz. Bu, sabit lisans bedeli + işlem başına gelir modeliyle çalışıyor.
- Kurumsal Özelleştirme & Premium Paketler:
Gelişmiş raporlama, özel dashboard’lar, kur bazlı routing, risk yönetimi, kart saklama gibi servisleri içeren kurumsal paketler üzerinden ek gelir sağlıyoruz.
- Venture Builder Paydaşlığı:
Destek verdiğimiz startuplarla gelir paylaşımına dayalı modeller oluşturuyoruz. Bu modelde ödeme altyapısı ve know-how bizden, büyüme ortaklığı girişimden.
? Değer Önerimiz:
MagicPay olarak hedef kitlemize yalnızca bir ödeme altyapısı sunmuyoruz; ölçeklenebilirlik, sadelik ve güven sunuyoruz. Sunduğumuz temel değer önerilerini şu şekilde özetleyebilirim:
- 190+ ülkeden ödeme kabulü: Tek entegrasyonla global pazara açılma imkânı.
- Kart tipi, ülke, döviz bazlı akıllı yönlendirme: Maliyet optimizasyonu ve daha yüksek dönüşüm oranı.
- Split payment, 3D secure, kart saklama gibi ileri özellikler: Modern pazaryerlerinin ve fintech’lerin tüm ihtiyaçlarına cevap.
- Kullandıkça öde modeli: Özellikle startuplar için erişilebilir ve risk almadan başlama imkânı.
- Geliştirici dostu API altyapısı: Entegrasyonu kolay, dökümantasyonu güçlü, teknik desteği hızlı bir sistem.
- Venture builder yaklaşımı: Yeni nesil girişimlere sadece ürün değil, vizyon ve ortaklık da sunuyoruz.
MagicPay, sadece bir “ödeme geçidi” değil; işletmelerin büyüme motoru, startupların globalleşme anahtarı ve finansal sistemin yeniden tasarlandığı bir merkez konumunda.
İlk adımı attığınızda sizi en çok ne zorladı? “Acaba yapabilir miyiz?” dediğiniz ilk anı bizimle paylaşır mısınız?
İlk adımı attığımda beni en çok zorlayan şey; her şeyi ardımda bırakıp, belirsizliğe adım atmaktı. 20 yılı aşkın bir kurumsal kariyerin, konforun, düzenin ardından yepyeni bir dünyaya geçmek kolay değildi. Belki teknik olarak birçok şeyi biliyordum, ama bu kez mesele sadece “nasıl yapılır?” değil, “gerçekten yapılabilir mi?” sorusuydu.
İlk kez kendi sistemimi kurarken, tüm kararların ve sonuçların bana ait olduğunu hissettiğimde, içimden geçen o cümleyi çok net hatırlıyorum:
“Acaba yapabilir miyiz?”
Özellikle MagicPay’in ilk versiyonunu geliştirirken — her şey kağıt üstünde doğru görünse de — “bu sistem çalışacak mı, insanlar güvenecek mi, globalde iş yapabilecek miyiz?” gibi sorular uykularımı kaçırdı. Çünkü sadece bir yazılım geliştirmiyorduk; bir güven mekanizması, bir finansal altyapı, bir gelecek inşa ediyorduk.
Ama ne zaman ilk müşterimiz, MagicPay’i kullanarak farklı bir ülkeden başarılı bir ödeme aldı ve dönüp “işimiz kolaylaştı” dedi… işte o zaman içimden “evet, yapabiliyoruz” cümlesi geldi. O an, tüm zorluklara değdiğini gösterdi.
Bu girişimi kurarken sizi motive eden kişisel bir hikâyeniz var mı?
Başarı çakıl taşı dolu bir yolda taşları temizleyerek yola devam etmektir. Kendimizi oyunu değiştiriyoruz diye motive ediyoruz. Çakıl taşları ayağımıza batıyor 😀
Kurucu ekip nasıl bir araya geldi? Ekip nasıl kuruldu? Kim hangi ruhu kattı bu işe?
20 yıldır birlikte ekip.
Önümüzdeki 12 ay içinde sizi en çok heyecanlandıran hedefiniz nedir?
Yatırım bilinirlik ve birkaç sürpriz heyecanlıyız.
Global pazarlara açılmayı planlıyor musunuz?
Açıldık devam edeceğiz bu sene ilk Hollanda açıldı, Azerbaycan, Portekiz, İspanya, Singapur, Londra devam ediyoruz…
Henüz kimselere anlatmadığınız ama sizin kalbinizi çalan bir geliştirme var mı?
Gizli gizli yaptığımız bir ürün var yakında.
Ürününüz sektördeki hangi boşluğu dolduruyor? Siz olmasaydınız kullanıcılar hangi çözümü eksik hissederdi?
MagicPay, ödeme teknolojileri dünyasında “herkes için erişilebilir, ölçeklenebilir ve sade bir altyapı” ihtiyacından doğdu. Sektörde birçok oyuncu var, evet; ama çoğu ya sadece büyük ölçekli firmalara hizmet veriyor, ya da küçük işletmeler için fazla teknik, karmaşık ve erişilmesi zor bir yapıya sahip.
Biz bu boşluğu “globalde ödeme almanın zorluklarını gerçekten çözen ve bunu herkes için mümkün kılan bir sistem” olarak doldurduk.
Büyük finteklerle rekabet etmek mi, yoksa iş birliği mi daha cazip?
Bizim için büyük fintech’lerle rekabet etmekten ziyade, akıllı iş birlikleri kurmak çok daha cazip.
Yeni başlayan girişimcilere en içten tavsiyeniz ne olurdu? “Şunu mutlaka bilsinler” dediğiniz ne var?
Birilerine güvenerek işe girmesinler.
Girişimcilik yolculuğunuzda sizi en çok büyüten deneyim neydi?
Parasız iş yapmayı öğrenmek.
Girişiminizi bir üst seviyeye taşıyacak şey nedir sizce? (Ekip mi, yatırım mı, zaman mı yoksa başka bir şey mi?)
Olaylara bakış acısı.
“Keşke daha önce bilseydim” dediğiniz bir şey var mı?
Türkiye’de ekosistemin bu kadar küçük olduğunu daha önce bilmek isterdim.
Şu an sizi en çok ne desteklerdi? Hayalini kurduğunuz noktaya ulaşmak için şu anda en çok neye ihtiyacınız var?
Para, zaman ve hareket kabiliyeti.
