KPMG Türkiye Fintech ve Dijital Finans Lideri Sinem Cantürk, Fintechtime Şubat sayısı için yazdı “Küresel Ödemelerin Geleceği: İnovasyon Kaçınılmaz”.
KPMG olarak, dünya genelinde 1.500 finansal kurum ve perakendeci ile gerçekleştirdiğimiz kapsamlı araştırma, sektör dönüşümünün boyutlarını ve öne çıkan trendleri ortaya koyuyor. Raporda yer alan çarpıcı bulguları ve analizleri sizler için detaylandırdım.
Ödeme sistemleri, tüm dünyada teknoloji, müşteri beklentileri ve regülatif değişikliklerin etkisiyle yeniden şekilleniyor. Çağın gerekliliklerine uygun ödeme sistemleri yaratma yarışında hem finansal kurumlar hem de perakendeciler büyük bir dönüşüm sürecinden geçiyor. KPMG olarak dünya genelinde 1.500 finansal kurum ve perakendeciyle gerçekleştirdiğimiz araştırmada, bu dönüşümün boyutlarını ve öne çıkan trendleri değerlendirdik. Öne çıkan sonuçları birlikte değerlendirelim:
Modernizasyonun arkasındaki güç
Finansal kurumların yüzde 93’ü, perakendecilerin ise yüzde 87’si ödeme modernizasyonu için ya harekete geçmiş durumda ya da yakın gelecekte aksiyon almayı planlıyor. Bu eğilimin temel sebebi, değişen müşteri beklentileri. Müşteriler; daha hızlı, güvenli ve çok yönlü ödeme seçenekleri talep ediyor. Finansal kurumlar ve perakendeciler için bu talepleri karşılamamak, zayıf rekabet gücü ve gelir kaybı anlamına geliyor.
Ancak bu modernizasyon ihtiyacının arkasında sadece müşteri beklentileri yok. Regülatif gereklilikler de (örneğin anında ödemelere yönelik yasal zorunluluklar), kurumları mevcut sistemlerini yenilemeye zorluyor. Regülatif çerçeveler, özellikle Avrupa gibi bölgelerde önemli bir yönlendirici olarak karşımıza çıkıyor. PSD3 gibi düzenlemeler, yalnızca uyum gerekliliği yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda açık bankacılık ekosistemlerini teşvik ederek rekabeti ve inovasyonu artırıyor. Bu bağlamda, modernizasyon yalnızca bir adaptasyon değil, aynı zamanda büyüme ve inovasyon için bir fırsat olarak değerlendiriliyor.
Dijital dönüşümün faturası: Ödeme sistemleri için ayrılan bütçeler
Rapora göre, finansal kurumların ortalama bir modernizasyon projesi için ayırdığı bütçe 18,23 milyon dolar. Perakendecilerde ise bu rakam 4,19 milyon dolar seviyesinde. Yatırım büyüklüğü, ödeme altyapılarının karmaşıklığı ve teknolojinin özümsenme süreciyle doğrudan ilişkili.
Finansal kurumlar uzun vadeli maliyet tasarrufları, işlemlerin daha hızlı tamamlanması ve müşteri deneyiminin geliştirilmesi gibi kazançlar bekliyor. Perakendeciler ise rekabet avantajı, dijital kanal entegrasyonu ve yeni ödeme yöntemlerinin kullanıma sunulmasına odaklanıyor. Özellikle dijital cüzdan ve uygulama kullanımları, yenilikçi çözümlerin merkezinde yer alıyor.
Modernizasyon süreçlerinde yaşanan zorluklar
Araştırmaya göre, modernizasyon projelerinde en yaygın olarak bildirilen zorluk, birden fazla sistemin entegrasyonu (yüzde 57). Yeni altyapıları, mevcut sistemlere zarar vermeden uygulamak (yüzde 54) ve teknolojinin yüksek maliyeti (yüzde 48) diğer kritik sorunlar arasında. Bu zorluklar, çoğu zaman projelerin planlanandan uzun sürmesine ve maliyetlerin artmasına yol açıyor.
Perakendeciler için ise maliyet (yüzde 64) ve personelin yeni sistemlere adapte edilmesi (yüzde 56) başlıca endişeler. Teknolojik yeniliklerin, işleyişi kesintiye uğratmadan hayata geçirilmesi, özellikle operasyonel düzeni koruma açısından önemli bir gereklilik olarak dikkat çekiyor.
Bölgesel dinamikler nasıl?
Modernizasyon projeleri, her bölgenin kendine has önceliklerini ve yaklaşımlarını yansıtıyor. Avrupa, regülatif uyum ve maliyet düşürülecek alanlara odaklanırken, Kuzey Amerika hızlı işlem hızı ve müşteri deneyimini geliştirme üzerine yoğunlaşıyor. Asya Pasifik bölgesinde ise açık bankacılık ve yenilikçi ödeme çözümleri ön planda.
Avrupa’da modernizasyonun daha yavaş ilerlediği bazı ülkelerde nakit odaklı düzen, değişimi zorlaştırıyor. Ancak Kuzey Avrupa ülkeleri ve Hollanda gibi yenilikçi pazarlarda çözümler daha hızlı benimseniyor.
Modernizasyonun geleceği
Ödeme sistemlerinde modernizasyon, yalnızca teknolojik bir gereklilik değil, aynı zamanda müşteri memnuniyetini, verimliliği ve rekabet avantajını destekleyen stratejik bir hamle. Bulut bilişim, yapay zekâ ve blok zinciri gibi teknolojiler, bu dönüşümün daha hızlı ve etkili gerçekleşmesini sağlayacak kritik unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.
Kurumsal düzeyde, bu teknolojilere erken adapte olan kurumlar, pazar liderliği ve uzun vadeli maliyet tasarrufları gibi önemli kazançlar elde edebilir. Ancak bu dönüşümün, mühendisliğin ötesinde, stratejik bir vizyon gerektirdiğini unutmamak gerekiyor.