Temmuz sayımızda ele aldığımız Money20/20 Europe, bu yıl Amsterdam’da fintek dünyasının yeni dönem başlıklarını bir kez daha aynı çatı altında topladı. “Money20/20 Europe 2026’nın Ardından” dosya konusu şimdi yayında.

Money20/20 Europe, bu yıl Amsterdam’da fintek dünyasının yeni dönem başlıklarını bir kez daha aynı çatı altında topladı. Yapay zekâ, stablecoin, sınır ötesi ödemeler, açık finans, gömülü finans, regülasyon ve finansal güvenlik etkinlik boyunca en çok konuşulan konular arasında yer aldı. Ancak bu yılın asıl farkı, bu başlıkların yalnızca trend olarak ele alınmamasıydı. Neredeyse her oturumda teknolojinin iş modeline, operasyonel verimliliğe, müşteri deneyimine ve uluslararası büyüme stratejilerine nasıl temas ettiği konuşuldu.

Fintechtime olarak bu sayıda Money20/20 Europe 2026’yı, Amsterdam’dan Türkiye fintek ekosistemine uzanan bir dosya konusu olarak ele aldık. Etkinlikte hangi başlıkların öne çıktığını, yapay zekâ ve dijital varlıkların ödeme dünyasında nasıl daha somut kullanım alanları bulduğunu, sınır ötesi ödemelerin neden yeniden stratejik gündeme taşındığını ve Türk finteklerinin Avrupa sahnesindeki görünürlüğünün ne ifade ettiğini değerlendirdik.

Dosyamızda ayrıca etkinliğe katılan sektör temsilcilerinin görüşlerine yer verdik. Liderlerin değerlendirmeleri, Türk finteklerinin Money20/20 Europe’a artık yalnızca trendleri takip etmek için gitmediğini gösteriyor. Amsterdam; iş birliği kurmak, ürün anlatmak, yeni pazarlara açılmak, yatırımcılarla temas etmek ve Türkiye’de geliştirilen fintek kabiliyetlerini küresel sahnede görünür kılmak için önemli bir buluşma noktası haline geliyor.

Değerli görüşleriyle dosyamıza katkı sunan Emre Güzer, Fatih Coşkun, Gülçin Aytemizel Telatar, Halim Memiş, İzzet Metcan, Kadir Mustafa Öztürk, Merve Tezel, Murat Kastan, Okan Can Boztepe ve Ömer Yönder’e teşekkür ederiz.

 

Money20/20 Europe’un Ardından Fintek Dünyasında Yeni Eşik

Fintek dünyasının en önemli buluşmalarından Money20/20 Europe, Amsterdam’da sektörün geleceğine yön veren başlıkları aynı çatı altında topladı. Avrupa edisyonunun 10. yılına ulaşan etkinlik, yalnızca katılımcı sayısı ya da konuşmacı çeşitliliğiyle öne çıkmadı. Asıl dikkat çeken nokta, fintek gündeminin daha somut, daha iş odaklı ve daha stratejik bir zemine taşınması oldu.

Üç gün boyunca Amsterdam; finansal teknolojiler, ödeme sistemleri, bankacılık, dijital varlıklar, regülasyon, sınır ötesi ödemeler ve yapay zekâ alanında faaliyet gösteren binlerce profesyoneli ağırladı. 7.500’ü aşkın katılımcı, 2.300’den fazla şirket, 105’in üzerinde ülke ve 450’den fazla konuşmacı ile Money20/20 Europe, sektörün yalnızca nereye baktığını anlatmakla kalmadı; oyuncuların hangi alanlarda pozisyon almaya başladığını da görünür kıldı.

Etkinliğin ana gündemi dört büyük eksende şekillendi. Yapay zekâ ve agentic commerce, finansal hizmetlerde yeniden yapılanma, stablecoin ve tokenizasyonla para altyapısının dönüşümü, regülasyonun pazar dinamikleri üzerindeki belirleyici rolü. Her biri ayrı bir teknoloji trendi gibi görünse de Amsterdam’da oluşan genel hava, fintek dünyasında rekabetin artık ürün geliştirme hızından çok daha geniş bir çerçevede şekillendiğini gösterdi. Güven, uyum, ölçeklenebilirlik, veri yönetimi, sınır ötesi kabiliyetler ve müşteri deneyimi aynı büyüme hikâyesinin parçaları haline geliyor.

Türkiye’den fintek şirketlerinin Money20/20 Europe’a geniş katılım göstermesi, ortaya çıkan resmi Türkiye açısından daha anlamlı kıldı. Türk fintekleri artık küresel etkinliklere yalnızca sektörü izlemek için katılmıyor. Avrupa pazarında görünürlük kazanmak, yeni iş birlikleri kurmak, yatırımcılarla temas etmek, ürünlerini global sahnede anlatmak ve Türkiye’de geliştirdikleri teknolojik kabiliyetleri daha geniş pazarlara taşımak için orada yer alıyor. Money20/20 Europe, Türkiye fintek ekosistemi için klasik bir fuar katılımının ötesinde, uluslararası büyüme iştahının sahaya yansıdığı güçlü bir buluşma noktası haline geliyor.

 

Yapay zekâ vitrinden çıkıp operasyonun içine yerleşiyor

Money20/20 Europe 2026’nın en güçlü başlıklarından biri yapay zekâ oldu. Ancak etkinlikteki yapay zekâ gündemi, önceki yıllarda sıkça karşımıza çıkan genel vizyon konuşmalarından daha farklı bir çizgiye sahipti. Sahnedeki tartışmaların ağırlığı, yapay zekânın finansal hizmetlerde nasıl kullanılabileceğinden çok, hangi operasyonel süreçleri dönüştürmeye başladığı üzerine kuruldu.

Agentic AI, agentic commerce, AI-native bankacılık, dolandırıcılık önleme, uyum, risk yönetimi, operasyonel verimlilik ve müşteri deneyimi etkinlik boyunca öne çıkan kavramlar arasında yer aldı. Finansal hizmetler tarafında şirketler artık mevcut sistemlerin üzerine yapay zekâ eklemekle yetinmiyor. Müşteri ediniminden ödeme onayına, risk skorlamadan uyum kontrollerine, tahsilattan kişiselleştirilmiş önerilere kadar birçok süreç yeniden tasarlanıyor.

Worldline, ING ve Mastercard’ın Avrupa’da ilk uçtan uca agentic payment işlemini üretim ortamında gerçekleştirdiğini duyurması, etkinliğin en dikkat çekici gelişmelerinden biri oldu. Yapay zekâ destekli ödeme kavramı, böylece gelecek senaryosu olmaktan çıkarak gerçek işlem akışlarında test edilen bir yapıya dönüştü. Ödeme dünyası açısından anlamı büyük. Kullanıcı talebini anlayan, süreci başlatan, uygun ödeme yöntemini seçen, risk kontrollerinden geçen ve işlemi tamamlayan akıllı sistemler, finteklerin ürün tasarımını da müşteri deneyimini de yeniden şekillendirecek.

Söz konusu dönüşüm, Türkiye’deki fintek şirketleri açısından önemli bir kırılma alanı yaratıyor. Türkiye ödeme sistemlerinde hızlı, esnek ve teknolojik açıdan güçlü bir altyapıya sahip. Ancak Avrupa pazarında rekabet ederken yalnızca işlem hızı ya da fiyat avantajı yeterli olmayacak. Yapay zekâyı güvenli, denetlenebilir, regülasyonla uyumlu ve müşteri deneyimini iyileştiren şekilde konumlandıran şirketler, önümüzdeki dönemde daha güçlü ayrışacak.

 

Stablecoin ve tokenizasyon ödeme altyapısının parçasına dönüşüyor

Money20/20 Europe 2026’da stablecoin, tokenizasyon ve dijital varlıklar da ana gündemin merkezindeydi. Alan artık yalnızca kripto ekosisteminin kendi içinde tartıştığı bir başlık olarak görülmüyor. Stablecoinler, sınır ötesi ödeme, e-ticaret, merchant acquiring, kurumsal tahsilat ve likidite yönetimi gibi daha geniş finansal hizmet başlıklarıyla birlikte ele alınıyor.

Checkout.com ve Coinbase iş birliği, etkinliğin öne çıkan örneklerinden biri oldu. Checkout.com’un Coinbase Payments altyapısı ile kurumsal üye iş yerlerinin stablecoin kabul edebilmesini sağlayan yeni özelliği duyurması, stablecoinlerin ticari ödeme altyapısına yaklaşmaya başladığını gösterdi. Benzer adımlar, dijital varlıkların finansal hizmetlerdeki rolünü daha somut hale getiriyor.

Burada asıl mesele, stablecoinlerin yeni bir ödeme aracı olarak görülmesiyle sınırlı kalmıyor. Para transferinin hızı, maliyeti, mutabakat süresi, sınır ötesi işlem deneyimi ve likidite yönetimi yeniden tartışılıyor. Özellikle farklı pazarlarda faaliyet gösteren şirketler için anlık veya düşük maliyetli değer transferi, rekabet gücünü doğrudan etkileyen bir faktöre dönüşüyor.

Türkiye’den çıkan fintek şirketleri açısından stablecoin ve tokenizasyon gündemi iki yönlü önem taşıyor. Kripto varlıklar ve stablecoinler regülasyon açısından dikkatli yönetilmesi gereken alanlar olarak öne çıkarken, Türkiye’nin bölgesel ticaret, sınır ötesi ödeme ve dijital finans merkezi olma potansiyeli de daha görünür hale geliyor. Avrupa pazarına açılmak isteyen Türk fintekleri için dijital varlık gündemi yalnızca teknolojik bir trend olarak okunamaz. Uyum, güven, lisanslama, iş ortaklığı ve ödeme koridorlarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken yeni bir rekabet alanından söz ediyoruz.

 

Sınır ötesi ödemeler yeniden stratejik gündem haline geldi

Money20/20 Europe’un bir diğer güçlü başlığı sınır ötesi ödemelerdi. EMEA bölgesinin global ödeme akışları içindeki büyüklüğü, alanı Avrupa merkezli tartışmalarda daha kritik hale getiriyor. 2025 yılında EMEA bölgesinin outbound retail cross-border payment hacminin 21,1 trilyon dolara ulaşması ve 2033 yılına kadar 30,8 trilyon dolara çıkmasının beklenmesi, fintek şirketleri için sınır ötesi ödeme pazarının neden stratejik olduğunu açık biçimde gösteriyor.

Sınır ötesi ödeme tarafında artık yalnızca para transferinin hızlı yapılması konuşulmuyor. Döviz dönüşümü, yerel ödeme yöntemleri, işlem maliyetleri, regülasyon uyumu, fraud yönetimi, çoklu para birimi desteği, kurumsal tahsilat, pazarlar arası entegrasyon ve kullanıcı deneyimi aynı resmin parçaları haline geliyor. XTransfer ve BBVA’nın Latin Amerika ile Avrupa hattında sınır ötesi ödeme altyapısını güçlendirmek için imzaladığı mutabakat da iş birliklerinin giderek daha fazla önem kazanacağını gösterdi.

Türk fintekleri açısından sınır ötesi ödeme konusu özel bir ağırlık taşıyor. Türkiye, coğrafi konumu, ticaret hacmi, güçlü bankacılık altyapısı, ödeme kuruluşlarının teknik kabiliyeti ve genç dijital kullanıcı tabanı ile bölgesel merkez olma iddiasına sahip. Ancak potansiyelin küresel ölçekte karşılık bulması için yerel başarı hikâyeleri tek başına yeterli olmayacak. Avrupa’daki regülasyon yapısını anlayan, farklı pazarlara uyum sağlayabilen, güvenilir iş ortaklıkları kurabilen ve teknoloji altyapısını ölçekleyebilen şirketler öne çıkacak.

Money20/20 Europe’ta Türk finteklerinin geniş katılım göstermesi tam da nedenle önemli. Etkinlik, Türkiye’den çıkan oyuncuların Avrupa pazarında nasıl konumlanmak istediğine dair güçlü işaretler taşıyor. Ödeme kuruluşları, elektronik para şirketleri, finansal yazılım sağlayıcıları ve uyum teknolojisi şirketleri artık yalnızca Türkiye’deki büyüme hikâyelerine yaslanmıyor. Avrupa, Orta Doğu, İngiltere ve farklı ödeme koridorları üzerinden daha geniş bir oyun alanı arıyor.

 

Regülasyon güven ve ölçeklenmenin ana parçası haline geliyor

Fintek dünyasında regülasyon uzun süre büyümenin sınırlarını çizen bir unsur olarak görüldü. Money20/20 Europe 2026’da regülasyonun daha farklı bir yerde konumlandığı görüldü. Uyum, lisanslama, veri güvenliği, kimlik doğrulama, AML süreçleri, dijital varlık düzenlemeleri, açık bankacılık standartları ve ödeme güvenliği artık fintek iş modelinin çevresinde duran konular arasında sayılmıyor. Doğrudan ürünün, pazara giriş stratejisinin ve müşteri güveninin parçası haline geliyor.

Avrupa’nın finansal egemenlik arayışı da tartışmanın merkezinde yer aldı. Ödeme ağları, dijital kimlik, açık bankacılık, stablecoin, SEPA Instant ve account-to-account ödeme akışları Avrupa’nın kendi finansal altyapısını daha güçlü hale getirme hedefiyle birlikte konuşuldu. Avrupa, regülasyon üretme kabiliyeti yüksek bir pazar. Ancak büyük ölçekli global fintech oyuncuları yaratma konusunda sermaye, ticari ortam ve ölçeklenme tarafında yoğun tartışmalar devam ediyor.

Ortaya çıkan tablo, Türk fintekleri için hem fırsat hem sorumluluk anlamına geliyor. Avrupa pazarında büyümek isteyen şirketlerin güçlü teknolojiye sahip olması tek başına yeterli olmayacak. Regülasyonla uyumlu iş modeli, güvenilir veri yönetimi, denetlenebilir yapay zekâ kullanımı, şeffaf risk yönetimi ve yerel pazarlara uygun ödeme deneyimi daha belirleyici hale gelecek.

Türkiye’de fintek ekosistemi regülasyonla yaşamayı bilen bir yapıya sahip. Bankacılık, ödeme sistemleri, elektronik para, kripto varlık düzenlemeleri ve açık bankacılık gündemi, yerel oyunculara disiplinli büyüme refleksi kazandırdı. Doğru kullanılan regülasyon deneyimi, Avrupa pazarında rekabet avantajına dönüşebilir. Money20/20 Europe’ta yöneticilerin en çok temas ettiği başlıklardan birinin güven, uyum ve ölçeklenme olması da tesadüf sayılmaz.

 

Türk fintekleri Avrupa sahnesine daha güçlü çıkıyor

Money20/20 Europe 2026’nın Türkiye açısından en dikkat çekici yönlerinden biri, Türk fintek şirketlerinin etkinlikteki görünürlüğüydü. Türkiye’den katılan şirketler yalnızca stand açan, toplantı yapan ya da trendleri takip eden oyuncular olarak orada bulunmadı. Kendi ürünlerini, ödeme teknolojilerini, iş ortaklığı modellerini ve küresel büyüme hedeflerini anlatan aktörler olarak sahneye çıktı.

Söz konusu görünürlük, Türkiye fintek ekosisteminin geldiği noktayı da anlatıyor. Türkiye’de fintek şirketleri uzun süredir ödeme alma, tahsilat, kartlı ödeme, açık bankacılık, gömülü finans, dijital cüzdan, fraud önleme, uyum teknolojileri ve işletme finansmanı gibi alanlarda güçlü çözümler geliştiriyor. İç pazardaki yüksek rekabet, oyuncuları daha hızlı ürün geliştirmeye, daha esnek entegrasyonlar sunmaya ve daha dayanıklı operasyonel yapılar kurmaya zorladı. Şimdi bu birikim, Avrupa ve global pazarlarda test ediliyor.

Amsterdam’da, Türk fintekleri için Avrupa’nın artık yalnızca ilham alınan bir pazar konumunda kalmadığını gördük. Etkinlik; iş ortaklığı kurulacak, müşteri kazanılacak, ürün lansmanı yapılacak, yatırımcıyla temas edilecek ve yeni ödeme koridorları geliştirilecek somut bir büyüme alanı olarak öne çıktı. Türkiye’nin avantajı teknoloji üretme hızı ve ödeme alışkanlıklarındaki dijitalleşme seviyesi. Asıl sınav ise ölçeklenme, regülasyon uyumu, marka güveni ve uluslararası iş geliştirme kabiliyeti olacak.

Dosya konumuzun bundan sonraki bölümlerinde liderlerimizin Money20/20 Europe 2026 izlenimlerini bulabilirsiniz.

 

Fintek için yeni büyüme dili

Money20/20 Europe 2026’dan çıkan genel resim, fintek dünyasının yeni bir büyüme diline ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Önceki dönemin büyüme modeli daha çok kullanıcı kazanımı, hızlı ürün geliştirme, güçlü kampanya ve işlem hacmi üzerinden kuruluyordu. Şimdi daha katmanlı bir dönemden geçiyoruz. Yapay zekâ iş süreçlerinin içine giriyor. Stablecoin ve tokenizasyon para hareketinin teknik altyapısını zorluyor. Açık bankacılık ve gömülü finans, finansal hizmeti görünmez hale getiriyor. Regülasyon, oyunun çevresindeki bir sınırlayıcı olmaktan çıkıp güven üreten bir tasarım unsuruna dönüşüyor.

Yeni dönemde fintek şirketlerinin başarısı yalnızca iyi bir ürüne sahip olmaktan geçmiyor. Ürünün hangi pazara nasıl taşındığı, hangi regülasyon yapısına uyum sağladığı, hangi iş ortaklıklarıyla büyüdüğü, veriyi nasıl yönettiği, kullanıcının güven duygusunu nasıl kurduğu ve teknolojiyi operasyonun içine nasıl yerleştirdiği daha belirleyici hale geliyor.

Türkiye’de fintek şirketleri uzun süredir benzer sorun alanlarına çalışıyor. Ödeme almak, tahsilatı hızlandırmak, işletmelerin nakit akışını rahatlatmak, dijital cüzdan deneyimini geliştirmek, finansal hizmeti daha erişilebilir hale getirmek ve uyum süreçlerini teknolojiyle güçlendirmek bu alanların başında geliyor. Money20/20 Europe gibi küresel etkinlikler ise aynı sorunlara çözüm üretmenin artık tek başına yeterli olmayacağını gösteriyor. Çözümün hangi pazarda, hangi ortaklık modeliyle, hangi güven zeminiyle ve hangi ölçeklenme stratejisiyle büyütüleceği asıl ayrışma noktasına dönüşecek.

Türk finteklerinin Amsterdam’daki görünürlüğü, yerel pazardaki deneyimin Avrupa’nın daha rekabetçi, daha regüle ve daha çok oyunculu sahasına taşınma arzusunu yansıtıyor. Ödeme teknolojileri güçlü bir başlangıç alanı sunuyor. Bir sonraki aşamada sınır ötesi ödeme, yapay zekâ destekli risk yönetimi, gömülü finans, açık bankacılık, stablecoin tabanlı kullanım senaryoları, fraud önleme, uyum teknolojileri ve işletme finansmanı aynı büyüme hikâyesinin parçaları olacak.

Money20/20 Europe’un Türkiye ekosistemine verdiği mesaj burada netleşiyor. Avrupa pazarında kalıcı olmak isteyen fintekler, hızlı ve yenilikçi olduklarını anlatmanın ötesine geçmek zorunda. Güven veren, regülasyonu iyi okuyan, iş ortaklığı kurabilen, farklı pazarlara uyum sağlayabilen ve teknolojisini gerçek iş sonuçlarına dönüştürebilen şirketler daha güçlü konum alacak.

Amsterdam’da görünen manzara, fintek dünyasının yeni döneminde vitrinin arkasındaki yapının daha fazla önem kazandığını anlatıyor. Sahnedeki büyük kavramlar kadar, o kavramların ödeme akışına, müşteri deneyimine, uyum süreçlerine ve sınır ötesi büyüme stratejisine nasıl yerleştiği belirleyici olacak. Türk fintekleri için yeni eşik tam da burada başlıyor. Türkiye’de geliştirilen hız, esneklik ve teknoloji üretme kabiliyeti. Avrupa pazarında güven, ölçek ve regülasyon disipliniyle birleştiğinde daha güçlü bir hikâyeye dönüşebilir.